Fetih |
Fındıq ağaya, dokuz yüz otuz yedi yılının Mart ayındaki köprü olayında iftira atılmıştı. Saar’daki köprüyü yakan grup içinde yer alan Memo Poles, teğmen İsmail Hakkı’yı vurduktan sonra, "türrrü, mı rê vanê Fındıq Ağay" diye bağırmıştı. Bu yüksek ses, kurşunu atanın Fındıq ağa olduğunu -kibirle- duyuruyordu. Bu, Usvanlıları çatışmaya bulaştırmak için miydi, Fındıq ağaya kişisel bir kıskançlıktan mıydı, hâlâ hiç kimse bilmemektedir.
Usvanlıların lideri Qemer Ağa, bu iftiranın oğlunu ipe, kendisini ise otuz yıllık bir cezaya taşıyacağını acaba tahmin etmiş miydi? Kim bilir. Ancak oğlunun bir komplo ile tutuklanmasından sonra, çaresizce kollarını yukarıya doğru açıp, "ez nıka sepkeri, çı wele eve xoro keri" demişti. Hikâye, o duayla da bitmiyor: 1937 Mart’ı -Usvanlılar başta- köylerin, mezraların, dağların, mağaraların, vadilerin fethinin de başlangıcı olacaktır.
Yalnızca Qemer ağa değil; kimi zaman elden hiç bir şey gelmediğinde, zalime karşı çaresiz kaldığında, haksızlığı ne yapsa etse durduramadığında tüm insanlar, her defasında o dağların içinde, "çı wele eve xoro keri" diye sızlanmıştı: Hangi toprağı başımdan aşağıya dökeyim! Şu dünyanın kibir abidesi, şu küçücük insan, kendini hep toprakla sınamıştı.
Roma’nın Vandallar tarafından yağmalanmasından bin yıl sonra bu defa eski şehrin........