We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ebru Timtik’in son haftası

18 15 165
31.08.2021

Her şey Aytaç'tan gelen bir mektupla başladı: "Biz ölüm orucuna yattık, peki siz ne yapaksınız?" Mektup herkese sorulmuş bir soruyla son bulmuştu. Biz üzerimize alındık, ben, Cem Cihan ve Doğan Erkan.

Ölüm orucu, siyasi davalarda savunma avukatlığıyla ünlü bir hukuk ofisi mensuplarının çıktıkları ilk duruşmada tahliye edildikleri halde, "yukarıdan gelen emir"le tekrar tutuklanmaları ve sembolik bir yargılama sonunda 150 yıl hapisle cezalandırılmalarından doğmuştu.

Birkaç aydır açlık grevinde olan ve 5 Nisan 2020 tarihinde (bir "Avukatlar Günü"nde) sürdürdükleri direnişi, "ölüm orucu"na çevirmişlerdi. Karar aslında Aytaç'a aitti. İçlerinde "okumuş" bir aileden gelen (annesi yargıç) oydu, ama Ebru onun çağrısına anında yanıt vermişti. Ebru Dersimliydi, hani bugünlerde ormanları bir türlü söndürülmeyen Dersim var ya…

Ebru'yla üç hukukçu görüştük, eyleminin 150. günündeydi sanırım, incelmiş, kırılmıştı, dışarıdaki sessizliğe isyan ediyordu: "Binlerce insanı savundum, bizi savunacak hiç mi kimse kalmadı?"

Peki, "dışarısı" ne haldeydi o günlerde? İki yüz bine yakın insanın KHK ile mesleğinden olduğu, "tweet atanın" hapse atıldığı, parti başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanlarının içeride 5. yılına yaklaştıkları bir dönemden geçiyorduk, Ebru mutlaka haklıydı, ama "dışarısı" da işte bu haldeydi.
Biz tüm........

© Birgün


Get it on Google Play