"Umut Hakkı" ve bir askeri öğrencinin dizeleri
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Türkiye, gündemi ışık hızıyla değişen bir ülkedir. Depremden sel felaketine, ülkenin kurucu partisine kayyum atanmasından belediyelerine haftalık düzenlenen tutuklama furyasına, olan biten büyük olayların raf ömrü bir kaç gündür.
Nazım -idam tehdidi alındayken- kendisine "seni kaybedersem yaşayamam" diyen Piraye’ye, "yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda, yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı" diye yazmıştı. Ölüm ve yas süresinde hangi demdeyiz acaba.
"Umut Hakkı" çabuk unutulan kavramlar arasında. Abdullah Öcalan’ın "erken tahliyesi" temelinde gündeme gelen bu hak, bir kaç hafta -Türkiye için epey uzun bir süre- tedavülde kalabildi. Hükümet, DEM parti ve Öcalan’ın avukatlarının zorlamasıyla -ve en önemlisi "Çözüm Sürecinin çökmemesi" adına- günlük dile giren kavram, yine de unutuldu gitti. "Öcalan’ın umut hakkından yararlanmayacağı" açıklandı ve o defter kapandı.
***
Umut Hakkı kısaca, işlediği suç ve aldığı ceza ne olursa olsun, her suçlunun insan olduğu, cezalandırmanın amacının ıslah olduğu, herkesin bir gün cezaevinden çıkmaya ve daha önemlisi herkesin cezaevi kapısının bir gün açılacağını umut etmeye hakkı olduğu düşüncesi üzerine kurulmuştur. Bu açıdan kavram, yüzyıllar........
