Yan yana durabilmek
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
AKP iktidarı daha geniş ifadesiyle Cumhur İttifakı artık ülkeyi yönetemiyor. Sade yurttaşın daha iyi yaşam sürme, refahını artırma, yaşam koşullarını iyileştirme özlemlerini karşılayamıyor.
Genç kuşakların geleceğe yönelik umutlarını taze tutamıyor, onların daha iyi bir eğitim, bilgilerine, becerilerine uygun tatminkar bir iş beklentilerini gerçeğe dönüştüremiyor. İnsanlarımızın demokratik taleplerini, adaletsizliklere itirazlarını, farklı kimlikler üzerinden kendilerini ifade edebilmek arzularını baskılarla, tehditlerle sindirmeye çalışıyor.
Artık kendileri de meşruiyetlerini yitirdiklerinin; ekonomiyi soktukları kemer sıkma programı cenderesinden yurttaşlara daha iyi yaşam olanakları sunamayacaklarının; geçmişteki “askeri ve bürokratik vesayetleri kaldırmak”, toplumu demokratikleştirmek, AB’ye üye yamak gibi vaatlerle gözünü boyadıkları geniş halk kitlelerini bundan böyle ikna edemeyeceklerinin farkındalar.
Tüm bu nedenlerle tek çareyi toplumsal muhalefeti susturmakta, bölmek ve parçalamakta, muhalif kesimleri korkutmak, sindirmek, cezalandırmakta buluyorlar. Uzun iktidar yılları içinde tamamen kendilerine bağladıkları, parti aygıtının uzantıları haline getirdikleri yargı ve bürokrasi marifetiyle ülkeyi adeta kalıcı bir olağanüstü hal rejimiyle yönetmeye çalışıyorlar.
İMAJLARI ARTIK ESKİDİ
Yıllar içerisinde yolsuzluklara, usulsüzlüklere, kayırmacılıklara, kamu kaynaklarını kişisel ve siyasi menfaat için yağmalama suçlarına, kadrolaşma için liyakati ayaklar altına alma pervasızlığına batmış durumdalar. Artık toplum nezdinde temiz, dürüst, hakkaniyetli, şeffaf, kendi ifadeleriyle “boğazlarından haram lokma geçmemiş”, “kul hakkı yememiş” bir imaj çizemeyeceklerini peşinen kabullenmiş görünüyorlar.
Bu nedenle muhalefeti itibarsızlaştırmak, yolsuzlukların hırsızlıkların odağı gibi sunmak, türlü çeşitli komplo ve düzmece davalarla halk nezdinde mahkum etmek, “ahlaki eşitleme” yoluyla, “yok birbirlerinden farkları” duygusu vererek tepkileri köreltmek, temiz siyasete olan inancı sarsmak, zamanla kendi rejimlerine itirazı bulunan kesimleri pasifleştirmek, içine kapanmaya zorlamak stratejisi izliyorlar.
Ancak toplumdaki güçlü muhalefet dalgasını kırmayı, bu rejimden kurtulmaya kararlı toplum kesimlerini susturmayı, halktaki direniş azmini dindirmeyi bir türlü başaramıyorlar. İşçilerden, öğrencilere, emeklilerden, öğretmenlere, feministlerden, hayvanseverlere değişik toplum kesimleri tepkilerini dillendirmekten çekinmiyor, hakları için sokaklarda, meydanlarda........
