menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müsamere

34 0
03.05.2026

Yıllar önce İstanbul’un Anadolu yakasına geçtiğimde, otoyolun iki yanındaki çeşitli gökdelenlerin, yüksek yapıların daha da çeşitlendiğini görüyordum. Ben haftada bir geçmiş oluyordum, oralara ise her gün yeni bir yükseklik eklenmiş oluyordu! Beş benzemez mi demeliydim yoksa benzersiz mi biricik mi…Yok bunları hak edecek işler değildi ama bir ‘ergen’ durumu da seziliyordu! Ergeni burada bir yaş grubu ya da kuşak tanımı olarak değil, bir durum, bir hal olarak belirtiyorum.

Belki başka bir yerde, yazıda yazmışımdır yine, süreğen bir durum olduğu için benim de düşüncem değişmedi. Müteahhitler, Türkçesiyle yükleniciler, öyle çok yapı yapmışlar ki hepsi birbirine benzeyen, toki sözgelimi ya da onun gibi çok sayıda birörnek yapı, sıkılmışlar artık, eh parayı da kazanıyorlar kazanmasına, ne yapsınlar, ‘yahu biraz da değişik bir şeyler yapalım’ deyip yapıları birbirinden ‘şekilli’ yükseltmeye başlamışlar! Şekilli niteminde sitem de var, şekilsiz de! ‘Ne şekil?’ diye soran olursa söyleyeyim dedim!

Kumda, parkta oynayan çocuklar gibi, canlarının istediği biçimde yapılar yükselttiler, yalnızca Anadolu yakasında değil, Avrupa yakasında da, başka kentlerde de. Bir soran olursa ‘bunlar nasıl yapılar, nasıl yapıldı?’ diye, ‘can sıkıntısından’ diyebiliriz, para fazla geldi de ne yapacaklarını bilemediler de diyebiliriz, en iyimser haliyle, çocukluktan başlayarak hep bu işlerin içinde olmuşlar, yaptıkları gökdelenler boyunda, belki de daha fazla, kazandıkları için de canları biraz oynamak istemiş diyebiliriz!........

© Birgün