Can Baba’nın yüzü |
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Ağustos insanı. 21’inde doğdu 12’sinde göçtü, iki Ağustos arası rüzgarıyla püfür püfür, sıcağıyla küfür küfür esti! Yağdı, gürledi, şiir gibi küfretti. Etti etmesine de, kimi zaman düşünürüm, ‘Ya hu Can Baba, o küfürlere yazık değil mi, değer miydi o heriflere?’ Sayesinde biz de küfrediyoruz ne güzel, herifler diyerek başladık bile! O gidince de en çok şu dizeleriyle üzüldük: “Ölürsem neye gam yerim ki en çok?/Bidaha küfredemeyeceğime”.
‘Doğaç’ bir adam, baba, koca, şair olduğuna Rengahenk Türkçesi tanık! “Bir Doğaç Daha” şiiri de yazmışlığı var, orada belki de şiirimizde Piraye’den sonra kendisine en çok şiir yazılmış kadın olan Güler’e, sevgili Güler Abla, “Üstümde Güler var/altımda toprak” demişliği var ki, ona yazılmış şiirler ayrıca toplanmalı.
Bilindiği gibi Can Yücel apaçık bir şiir yazdı, güzel şiir insanı, şair Refik Durbaş abimiz de “Bağrı açık bir şiir ve şair” der, mekanıyla, insanıyla, zamanıyla adlı adınca bir şiirdi bu, imaya gerek duymayan da bırakmayan da bir şiir. Hatta “Rumeli Türküsünden Bozma” bir şiir ki, “Terzi kolların kırılsın/Gerçek de bana dar geliyor” demiştir orada. Gerçeğin dar geldiği şeye de, şiir dediğimizi diyor Can Baba, onu alabildiğine genişletmeye, atıp geçmeye,........