We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kaygılı muhafazakâr miti ve hesaplaşma

28 26 5
20.09.2021

Devletin zirvesi, kapalı devre bir sistem içinde yaşamını sürdürüyor. Enflasyondan işsizliğe, gıda ve konut sorununa kadar her meselede kendi ürettiği rakamlara kendi inanıp “Ülkeyi ne güzel yönetiyoruz” sanrısına kapılıyor. Öylesine bir büzüşme, iflah olmaz bir daralma yaşıyorlar ki etraflarında büyük bir gümbürtüyle olup bitenleri işitmeyecek, gündelik hayatın her alanına sirayet eden memnuniyetsizliği görmeyecek kadar toplumdan uzaklaştılar. Bu denli gerçeklik yitiminden muzdarip olan bir iktidarın 2023 hedefleriyle seçmeni ikna etmesi neredeyse imkânsız.


Saray etrafında biriken bir grup, Erdoğan’a pandeminin etkisinin azalmasıyla 2022’de ekonominin toparlanacağını, şimdi şikâyetçi olan iktidar seçmeninin bu toparlanmayla birlikte partisine ve liderine yeniden destek vereceğini müjdeliyor. Halbuki içinde yaşadığımız ekonomik darboğaz yalnızca pandeminin eseri değil. Pandemi, zar zor yol alan geminin su almasını hızlandırdı o kadar. Türkiye ekonomisi iktidarın tercihleri nedeniyle büyük yapısal problemlerle uğraşıyor ve pansumanla ayakta kalma dönemi çoktan geride kaldı. Bahçeli, seçim zamanında yapılacak dese de, bu gidişatın iktidar için hayra alâmet olmadığını biliyor. Ve muhtemelen Saray çevresindeki “müjde erbabına” Erdoğan kadar kulak vermiyor. Dolayısıyla 2022’de sandık hamlesinin yine Bahçeli’nin teşviki ile gündeme gelmesi olası.

***

Muhafazakâr seçmen miti, hem iktidar hem de Meclis’teki muhalefet için seçimin sihirli anahtarı işlevi görüyor. Yıllardır siyaseti, kimlikler arası bir itişme-çekişme ve sahte oydaşma çizgisine çekmeyi kendine vazife belleyenler yine en şık kostümleriyle sahnede. Onlara göre seçimde zafer isteyenler önce kaygılı muhafazakârları kazanmak zorunda. Çünkü diğerleri zaten amiyane tabirle “cepte.” Peki kim bu muhafazakârlar? Altın varaklı mobilyalarla döşenmiş, Saray........

© Birgün


Get it on Google Play