Çocukları katleden savaş yenildi |
Büyük Rus yazar Lev Tolstoy, adıyla özdeşleşmiş romanı Savaş ve Barış’ın önsözünde Napolyon Bonaparte’ın ordusu ile General Kutuzov‘un yönettiği Rus ordusunun giriştikleri savaşı anlatırken “...milyonlarca insan birbirlerini öldürmeye nasıl kalkıştı?” diye sorar. “Kim emretti bunu onlara. ...Dünyanın yaratılışından beri öldürmenin fiziksel ve ahlaki açıdan kötü olduğu bilindiği halde neden milyonlarca insan birbirini öldürdü?” (Savaş ve Barış Adlı Kitap İçin Birkaç Söz-1868, Can Yayınları. s.27 ) Tolstoy, bu soruya bireyin özgürlük ve bağımlılık ilişkisi içindeki konumu açısından yanıt arar. İnsanın yumruğunu havaya özgürce kaldırabileceğini ama yanı başında bir çocuk varsa yumruğunu onun kafasına indiremeyeceğini, bunu yapamayacağını söyler.
***
Silah üretme özgürlüğünü en geniş, bilim ve tekniğin ucu açık dünyasının ürünleriyle zenginleştiren, insandan ve insanlıktan uzaklaştıran, düğmeye basarak kolektif cinayetlere imza atan, katili gizleyen, kendini yeniden tarif etmeye çabalayan devleti, yumruklarını çocukların, sivillerin, insanların üzerine indirmekte sakınca görmüyor. Daha bitip bitmediğini bilemediğimiz, tarihe “ABD -İsrail ordularının İran’a saldırısı” olarak kaydedilen, görece kısa savaşta on bini aşkın sivil öldürüldü. Bunlardan 176’sı okullarında bir ABD füzesiyle öldürülen kız çocuklarıydı.
Şimdi bekliyoruz. Savaş bitti mi? Devam edecek mi? Yalnızca öfke uyandıran bir benzetmeyle sorumlusu oldukları kıyımı, Nazilerin kıyımlarıyla, toplama kamplarıyla karşılaştırmaya yeltenen Netenyahu’nun, savaşı şaka gibi gören, kanlı olduğunu ama oyun olmadığını gizlemekte usta, Katoliklerin Papa’sıyla ağız dalaşına giren, müslümanları müslümanlara kırdırmak için çabalayan Trump’ın başka numaraları da var mı? Trump ve benzerlerini siyaset alanına sürüp seyreden gerçek patronlar neye karar verdiler? Olası tehlikeler, tehditler onları durdurabilecek mi? Ellerinde olduğu bilinen nükleer bombalarla oynamayı sürdürebilir, milyonları yok etmeye yeltenebilirler mi? Kıtalar arasında mekik dokuyan, savaş helikopterleriyle caka satan yeteneksiz ama yetkili kişilerde gözümüz, kulağımız.
***
Bir duyduğunu bine katlayarak yalan dolanı haberleştiren medya organlarını, savaş haberlerinde tiraj kokusu alan yazı müdürlerini, birbirinin ağzından laf kapan pervasız yorumcuları izliyoruz. Ama bizi yakından ilgilendiren gerçekler, bombaların gürültüsü, alarm sirenlerinin........