Sanayi olmadan iş-aş olmaz

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Sanayi olmadan kalıcı ve nitelikli istihdam yaratılmıyor. Birinci sanayi devriminden bu yana teknoloji geliştikçe dalga dalga gelen sanayi devrimlerinden çıkan ortak ders bu. Çalışan kesimin önemli bölümünü dış rekabete kapalı hizmet sektörlerine sıkıştırarak ne ücretleri yükseltebiliriz ne de sağlıklı bir büyüme sağlayabiliriz.

Bir ekonomide üretim zayıflarken kurye, garson, güvenlik görevlisi, çağrı merkezi çalışanı ve düşük ücretli büro personeli sayısı artabilir. İstihdam kâğıt üzerinde yükselir. Ancak verimlilik ve ücretler aynı ölçüde yükselmez.

Türkiye’de özellikle 2018’den bu yana yaşanan tam olarak bu. Sanayi üretimi kesintisiz biçimde küçülmedi ama belirgin bir durgunluğa girdi. İki-üç yıllık tabloya baktığımızda üretimin istikrarlı biçimde güçlenmediğini; işletmelerin yatırım, sipariş, finansman ve rekabet sorunlarının giderek ağırlaştığını görüyoruz.

İstihdam verileri daha açık. Sanayinin toplam istihdamdaki payı 2023’te !,2 iken 2025’te ,2’ye indi. Sanayide çalışanların sayısı da 2024’te 6,8 milyon iken 2026 Haziran ayı itibarıyla 6,3 milyona geriledi.  Sanayi istihdamındaki kayıp 422 bin kişiyle çok ciddi seviyede! Aynı dönemde hizmetlerin istihdamdaki payı S’ten U’e çıktı.

Mesele, hizmet sektörünün gereksiz olması değil. Elbette ticarete, bakıma, turizme, eğitime, sağlığa ve teknoloji hizmetlerine ihtiyacımız var. Sorun, sanayide nitelikli ve görece yüksek ücretli işler azalırken insanların düşük verimli, güvencesiz ve düşük ücretli hizmet işlerine sıkışması.

Bu tablo tesadüf değil. Arkasında AKP’nin yıllardır birbiriyle çelişen ekonomi kararları, bütünlüklü bir sanayi politikasının bulunmaması var.

Önce faizin sonuç, enflasyonun sebep olduğu iddiasıyla........

© Birgün