menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enflasyon acısı neden geçmeyecek?

14 1
04.02.2026

Ocak 2026 enflasyon verisi, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu fiyatlama rejimini de yüksek enflasyonla mücadeledeki başarısızlık derecesini de net şekilde oryaya koydu. Aylık enflasyon yüzde 4,84 ile beklentilerin belirgin biçimde üzerinde. Yıllık enflasyonun yüzde 30,89’dan yüzde 30,65’e gerilemesi ise iktidar siyasetçilerine olumlu söylem alanı yaratsa da halk açısından ocak ayı aralık ayına göre yine çok daha kötü. Üstelik bu düşüşün iktisadi bir başarıyı değil, büyük ölçüde baz etkisinin matematiksel sonucunu yansıttığını görmek gerekiyor. Geçen yıl ocak ayında yüzde 5 civarında gerçekleşen aylık enflasyonun bu yılın ocak ayında daha düşük yüzde 4,84 olması, yıllık oranı teknik olarak aşağı çekiyor. Ancak bu, fiyatlama davranışlarında bir kırılmaya ya da enflasyonun ana eğiliminde kalıcı bir iyileşmeye işaret etmiyor. Aksine, aylık artışın hâlâ bu denli yüksek olması, ekonominin yüksek ve yapışkan bir enflasyon sarmalından çıkamadığını gösteriyor. Aralık ayında da aylık enflasyonun yüzde 0,9 olduğunu hatırlayalım.

Verinin alt kırılımlarına bakıldığında tablo daha da netleşiyor. Ocak ayında en dikkat çekici kalem, gıda ve alkolsüz içecekler grubu. Aylık artış %6,59. Bunun arkasında meyve ve sebze fiyatlarındaki aylık "’yi aşan sıçrama var. Bu artış, işlenmemiş gıda fiyatlarını aylık bazda yaklaşık ,79 yukarı çekmiş durumda. Ocak 2026’da yüzde 22 olan Ocak 2025’te yüzde 3,41 olması, yüzde 12 olanın da aynı dönemde yüzde 2,66 olması mevsimsellik ötesinde anormal bir durumla karşı karşıya olduğumuz gösteriyor.

Ancak mesele yalnızca olumsuz hava koşullarıyla açıklanabilecek kadar basit değil. Çünkü işlenmiş gıda fiyatları da aynı ayda %2,7 arttı. Yıllıklandırılmış olarak bakınca işlenmiş gıda fiyatları enflasyonun yüzde 40’a yaklaşması ve hedef yüzde 16’nın çok üzerinde olması oldukça rahatsız........

© Birgün