menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocuk emeği sömürüsü kaç yaşa düşürülecek?

6 0
yesterday

Önceki gün OECD Beceriler Zirvesi 2026 programı yapıldı. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten “Örgün Eğitimi Yeniden Düşünmek” oturumuna başkanlık yaptı.

Peki, örgün eğitimi “yeniden düşünerek” ifadesiyle ne amaçlanıyor? Çocukların geleceği hakkında ne planlanıyor?

Ne planladıklarını madde madde açıklıyorlar.

Eğitim, işgücü piyasasının ihtiyaçlarına uygun yeniden planlanacakmış. Mesleki eğitim yaşı daha erken yaşlara düşürülecekmiş. Yenilikçi eğitim modelleri için işbirlikleri artırılacakmış. Eğitim ile sanayi arasındaki bağlar güçlendirilecekmiş.

***

Tercümesi; eğitim çocukların üstün yararı, toplumsal fayda için değil patronların taleplerine göre yeniden yapılandırılacak. Şirketler, patronlar ne derse, ne isterse o olacak. Devlet okulları adım adım MESEM’leştirilecek. MESEM’lerin sayısı artırılacak. Dört yeni okul modeli adıyla başlatılan meslek liselerinin de MESEM’leştirilmesi süreci hızlandırılacak. İş Kanunu’na –hafif işlerde ifadesi ile önü açılarak- dahi aykırı bir şekilde MESEM’ler eliyle 14 yaşa düşürülen çocuk yaşta işçilik daha da erken yaşlara, ortaokul sıralarına düşürülecek. Çocuk emeği sömürüsünü ortaokul çağına indirmeyi amaçlayan adımlardan olan meslek ortaokullarının da sayısı artırılacak. Okullar daha da büyük bir hızla “çocuk işçi merkezlerine” dönüştürülecek.

Son düzenlemelerde yer alan şirketlerin, şirketleşmiş tarikatların okullara “hami” olma adımları, bu yapılarla imzalanan protokoller, işbirlikleri artırılacak.

Okulların organize sanayi bölgelerinin (OSB), fabrikaların içine, yakınına inşa edilmesi, var olan okulların çocukların bu yerlerde çalıştırılmasını amaçlayan bir şekilde OSB’lerle, fabrikalarla, işletmelerle eşleştirilmesi hızlandırılacak.

Tüm bu adımlar zorunlu eğitim süresinin, hakkının ortadan kalkması anlamına geliyor. Ancak görülüyor ki bu adımlarla da yetinilmeyecek. Kalkınma planında yer alan ifadelerden zorunlu eğitim süresinin kısaltılacağının da planlandığı çok açık.

Zirve kapsamında Milli Eğitim Bakanı, OECD Genel Sekreteri ile görüşmesinde;

“Mesleki ve teknik eğitimi tercih edilir hale getirdik. İşletmelerde mesleki alanla ilgili beceri eğitimlerine odaklandık. Türkiye’de kendine özgü değişik bir model uygulamaya girmiş oldu” cümlelerini kuruyor.

***

MESEM’ler, dört yeni okul modeli Türkiye’ye özgü denilerek çocukları okuldan kopararak yetişkinlerden dahi uzun saatlerde, tehlikeli işlerde, bedava işgücü haline getirmek bir övünç kaynağıymışçasına konuşuluyor. Hiçbir patronun, bakanın, milletvekilinin çocuğu MESEM’lerde değilken MESEM’de olmanın tercih olduğu söyleniyor.

MESEM’ler, dört yeni okul modelleri ile “eğitim ortamı” ilan edilen yerlerin şiddet ortamı haline getirildiği gerçeklikte nasıl güvenli okullardan konuşabiliriz?

Okullar, eğitim çocuklar için eşitlik, güven ve dayanışma duygularının ilk kez deneyimlendiği kamusal alanlardı. Çocukları korumanın en önemli adımlarından biri, okulları, eğitim ortamlarını güvenli hâle getirmekti.

Okullar kamusal alan, eğitim hak olmaktan çıkarıldı. OECD Zirvesi ile çocuklara vadedilen daha fazla eşitsizlik, daha fazla çocuk emeği sömürüsü.


© Birgün