We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Şu “andımız” meselesi

94 83 201
24.10.2018

Türkiye’de en başından beri sol düşünceye ve aydınlara, yazarlara, düşünürlere yönelik bir baskı söz konusu oldu ama özellikle iki tarihsel dönemde, iki büyük aydın kırımı, iki büyük “sol kırım” yaşandı. Bu tarihsel dönemlerden ilki 1970’ler, ikincisi ise 1990’lı yıllardı.

1970’lerdeki aydın kırımının, sol kırımın gerisinde, Gladio bağlantılı ülkücü hareket vardı. Ülkücü şiddet sadece silahlı ya da silahsız devrimcilere yönelmedi, özellikle 1978 yılından itibaren solcu üniversite hocaları, yazarlar, aydınlar, hukuk insanları, hatta emniyet müdürleri hedef alındı. Doğan Öz, Cevat Yurdakul, Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, Bedri Karafakioğlu, Necdet Bulut bu dönemde katledildi. Amaç bu cinayetler üzerinden Ecevit hükümetini devirmek ve bir sıkıyönetim ilan ettirmekti. Böylece devlet aygıtı içinde daha güçlü bir konuma gelebileceklerini ve devrimcilere karşı üstünlüğü ele geçireceklerini düşünüyorlardı.

Ülkücü şiddete kurban giden bu isimlerin hepsi sosyalisttiler, hepsi aydınlanmacıydılar, hepsi Mustafa Kemal’e saygı duyuyor ve Cumhuriyet’in kazanımlarının ileriye taşınması gerektiğini düşünüyor, bunun için de sosyalist bir düzen kurulması gerektiğini söylüyorlardı. Katledildiler ve katledilmeleri 12 Eylül’e giden yolu açtı. 12 Eylül Darbesi hem solun üzerinden bir silindir gibi geçti hem de “Atatürkçülük” adı altında Türk-İslam sentezini devletin esas ideolojisi haline getirdi.

İkinci aydın kırımı, ikinci sol kırım ise 1990’lar Türkiye’sinde gerçekleşti. Bu sefer fail, yabancı istihbarat servisleriyle bağlantılı İslamcı hareketlerdi. Cumhuriyet’in yıkımına giden yolda bu sefer hedef tahtasına konulanlar ise yüzü sola dönük Kemalist aydınlardı.........

© Birgün