We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Taşlar varlıklarına inişte sahip oluyor”

93 0 0
26.09.2018

İyi ki bir distopyada yaşamıyoruz. Çünkü eğer öyle olsaydı, geçim sıkıntısından intihar eden bir kişinin adının tüm kayıtlardan silinmesi, hiç yaşamamış gibi yapılması, intiharı hakkında çıkan tüm haberlerin arşivlerden yok edilmesi ve nihayetinde yetkililerin açıklamalarında ve medyada çıkan haberlerde böyle bir kişi hiç yaşamadığı için aslında intihar etmediğinin söylenmesi gibi bir kâbusa tanıklık edebilirdik.

Neyse ki bir distopyada yaşamıyoruz da, tüm bunlar yerine valisi, savcısı, yandaş yazarı, sosyal medya trolü hep birlikte günlerdir bizi ortada geçim sıkıntısından, işsizlikten, “çocuğuna pantolon alamamaktan” kaynaklı bir intihar bulunmadığına, meselenin “psikolojik” olduğuna, bu intihar üzerinden hükümete yönelik bir komplo yapılmaya çalışıldığına ikna etmeye çalışıyor büyük bir azimle.

Yetmiyormuş gibi, intihar eden kişinin gariban eşine, kocasının ölümünün üzerinden daha dört gün geçmişken olaya dair yapılan haberleri okumuşçasına açıklama yaptırıp “Büyük bir geçim sıkıntımız yoktu, eşim işsiz değildi, çocuğuma o pantolonu almıştık, medyada çıkan haberler gerçeği yansıtmıyor” dedirtiyorlar. “Söyleme mecburiyeti” burada da bir kez daha devreye giriyor yani.

Ve yetmiyormuş gibi haberi yapan gazeteciyi gözaltına alıyor, “adli kontrol şartıyla” mahkemeye sevk ediyorlar ve sonra da serbest bırakıyorlar. Maksat bu tür haberleri yapacak gazeteciler bir kez daha düşünsün, maksat herkes kendini “adli kontrol” altında hissetsin ve ona göre davransın. “Söyleme mecburiyeti” ile “suskunluk mecburiyeti” birlikte ilerliyor yani, birine diğeri eşlik ediyor bir zaruret olarak.

•••

“Sabahleyin........

© Birgün