Sadık Gürbüz'ün 50'nci sanat yılı

Bazen ailece bir sofranın başında toplandığımız eski akşam yemeklerimizi çok özlüyorum. Uzun zamandır bu sofralara hasret kaldım. Aslında hasret kaldığım yemekler değil, özlediğim masa başı sohbetler. Özellikle 12 Eylül darbesinden sonra ülkenin gidişatı konu oldu mu sesimizin yükseldiği konuşmalara bir yandan ya Ruhi Su ya Zülfü Livaneli ya da Sadık Gürbüz eşlik ederdi. Sadık Gürbüz’le tanışmam 2010'lu yıllarda MÜYORBİR ya da MESAM'ın genel kurullarında oldu. Zaman zaman telif hakları konusunda ayrı düşsek de çok saygı duyduğum biridir Sadık Gürbüz. Yıllardır popülizmin rüzgârına kapılmadan bildiği yolda yürümeyi bellemiş nadir isimlerdendir.

Geçen günlerde çok yakın bir dostumuzun ofisinde tesadüfen karşılaştık kendisiyle. Sadık ağabey beyaz pos bıyıkları ve gür beyaz saçlarıyla hâlâ dimdik ayakta. Onu ne zaman görsem şair Şennur Sezer’den bestelediği "Ben Mahpusum Kardeş Abem Candarma“, Nâzım Hikmet’in Varna’da yazdığı “Burada yeşil biber acı mı acı “sözleriyle başlayan “Gurbet Türküsü” gelir aklıma.

80’li yılların........

© Birgün