Soğuyan dünya

Yağmurlu günler başladı. İçeriden dışarıya, denizin altından kopup gelen o gökyüzüne bakıyorum. Balıkçılar kahvehanesinin içi yağmur sesiyle doluyor. Benim için ideal bir an: yağmur, soba, sıcak bir çay, kitaplar... Gittikçe kemikleşen kötümserlik üzerine düşünüyorum; şu kara bulutlar gibi herkesi içine alan psikolojik atmosferi. Gözüm gazetede yakınlarda acı haberini aldığımız Gülşah Durbay'ın resmine çarpıyor. Sonra 16 TİP'li gençle ilgili haberi görüyorum. Ardından pek çok iftira, yalan, haksızlık, zulüm haberi peş peşe akıyor. Şili'de seçimleri sağcılar kazanmış. Tam da böylesi zamanlarda iyimserliğin ne olduğunu yeniden düşünme ihtiyacı duyuyorum.

İyimserlik, kişisel gelişim endüstrisinin parlattığı "pozitif düşünme" baskısından oldukça farklı bir yerde duruyor. Bir slogandan ziyade ruhsal aygıtın zamana, kayba ve belirsizliğe tahammül edebilme kapasitesidir. "Her şey iyi olacak" demek değildir; her şeye rağmen kaybın gerçeğini kabul edip geleceğe küçük de olsa bir umut payı bırakabilmektir.

***

İhtiyar balıkçılar, olgun iyimserliğin kanıtı bir bakıma. Belki başka yerlerde öyle değildir, ama burada, sabahtan akşama kadar oturup başlarından geçmiş ya da geçmemiş binlerce hikâyeyi evirip çevirip birbirlerine anlatmaktan hiç sıkılmazlar. En acı olayları........

© Birgün