Eve dönmek
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Birkaç gündür başka bir ülkedeyim; birkaç gün sonra eve döneceğim. Dönüş yaklaştıkça özlediğim şeylerle birlikte, uzakta biraz gevşeyen eski düzenin de aynı kapının ardında beklediğini düşünüyorum. Burada kimse beni geçmişimle tanımıyor. Otel resepsiyonundaki görevlinin, restorandaki garsonun gözünde bir sicilim yok; kimse benimle yarım kalmış bir hesabı, eski bir kırgınlığı, yıllanmış bir beklentiyi paylaşmıyor. Yabancılık yalnızca eksiltmiyor; bazı rolleri bir süreliğine sessize alıyor. Eve dönünce başlıyor asıl çağrı: Annemizin yanında sesimiz fark etmeden eski bir tona döner, yıllardır görüşmediğimiz bir arkadaşın tek cümlesi bizi yirmi yıl önceki halimize taşır. İnsan bazı ilişkilerin içinde yalnız bugünkü haliyle bulunmuyor; geçmişteki halleri de masaya oturuyor.
En eski büyük dönüş hikâyelerinden biri de bunu anlatıyor. Christopher Nolan’ın ‘The Odyssey’sinde Odysseus yıllardır eve dönmeye çalışıyor: On yıl Troya’da savaşmış, on yıl denizlerde sürüklenmiş; İthaka’da Penelope ile oğlu Telemakhos onu bekliyor. Homeros’ta bütün yollar eve çıkıyor ama Nolan’ın Odysseus’u dönüşü bir zafer gibi taşımıyor. Troya’da yaptıkları, kaybettiği adamlar, hayatta kalmak için dönüştüğü kişi de onunla birlikte gemiye biniyor. Eve varmak, geride bıraktığı........
