Beta elementler |
Balıkçılar kahvesinde kitaplarımın arasına gömülmüşken birden akşam oldu. Akşamın olacağına dair herhangi bir işaret de olmamıştı ya da fark etmemiştim. Herkes gitmişti. Çay ocağında sadece Osman Abi kalmıştı. Bir anda akşamın çökmesinden dolayı dünya alacakaranlık bir yer halini almıştı. Nereye baksam hüzünlü bir yalnızlık, terk edilmişlik hissi görüyordum. Sanki dünya biraz geri çekilmiş, geride kalan şeyler daha çıplak, daha korunmasız kalmıştı. Mayıs ayında olmamıza rağmen hava soğuk ve rüzgârlıydı. Rüzgârın uğultusu, içimdeki duyguyu genişlettikçe genişletiyordu. Osman Abi’nin “Kapanış vakti" sözüyle gerçekliğe döndüm. “Son bir çay ister misin?”
İnsan duygularla baş etmek için ya onları dağıtır ya da kendini daraltır. Daha az konuşur, daha az hisseder, daha az ister. Bazen de tam tersini yapar; hızlanır, düşünce üretir, anlam verir, yazıya döker. Her iki durumda da duygu, olduğu haliyle içeride kalmaz. İçeride kaldığında ise genişlemeye başlar, temas ettiği her şeyi kendi rengine boyar. Öyle ki insan boğulur gibi hisseder. Çünkü genişlemek, sadece daha fazla........