menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bakamamak

39 0
26.08.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Bir tarafım hep bohem kaldı, öğrencilik günlerinden yadigâr; bu yanımdan vazgeçemiyorum. 19. yüzyıl Paris'inde yoksul ama özgür yaşayan sanatçılar arasında epey huzurlu bir yaşamım olurdu. Bu salaş kafenin penceresinden akıp giden nehre bakarken, içimden şiir dizeleri nehirle birlikte akıyordu sanki. O ânı sabitlemek için manzaranın fotoğrafını çekmek geldi içimden. Sonra uzun zamandır kendi fotoğrafımı da çekmediğimi hatırladım. Yıllardır ne fotoğraf albümlerine bakıyordum ne telefonumdaki arşive. Anları belleğimdeki izlerle hatırlamayı tercih ediyordum; ya da belki albümler, yaşanan ânın yasını çağrıştırdığı için uzak duruyordum onlardan. Bir daha geri dönemeyeceğim bir âna uzaktan, başka bir gözle bakmak... Sanırım yaşadığımız her âna bir yas duygusu eşlik ediyor.

Bellek üzerine yapılan çalışmalar, anıların sabit birer kayıt olmadığını ortaya koymuştu. Çağrılan anı kısa bir süre yumuşuyor, savunmasız kalıyor ve o günkü halimizle, o günkü ihtiyacımızla yeniden mühürlenebiliyordu. Hatırlamak, arşivden dosya çekmek değil; dosyayı her seferinde yeniden kaleme almak. Fotoğrafa baktığımızda da aynı şey oluyor: Kare, anının üzerine biniyor; bir süre sonra o günü değil, o günün fotoğrafını hatırlıyoruz. Deniz kenarındaki öğleden sonranın kokusu, sesi, öncesi ve sonrası siliniyor; geriye çerçevenin içi kalıyor. Oysa eskiden fotoğraflardaki görüntülerin bile kokusunu, derinliğini hissettiğimi hatırlıyorum. Şimdi her yer dolu: tuvalette, asansörde, markette müzik; herkesin elinde her ânı kaydetmeye hazır bir cihaz. Görüntü çoğaldıkça tek tek görüntülere bakışımız kısalıyor; hiçbirinin........

© Birgün