Meçhul ile malum arasında bir yerde…
2019 yılında “Çoktan Ölmüş Gökmenler Cumhuriyeti” adlı şiir kitabıyla edebiyat dünyasına adım atan Gökmen Yener’in Papirüs Yayınları etiketiyle çıkan İz Sürenler Vardiyası adlı romanı 2026’da okuduğum ilk roman oldu. Kitabın editörlüğünü üstlenen değerli dostum Tijin Çeviker sayesinde anlatı gücünden etkilendiğim bir yazarla daha tanışmış oldum. Kitap, yolu ve zamanı yutan bir sis içinde meçhule doğru yol alan işçi servisi, gözleri bağlı bir şoför, farklı değer yargılarına sahip işçiler ve izini sürdükleri gerçekliğin serencamıyla okura sınıfın evrensel hikayesini anlatmanın ötesine geçiyor. Emek-sömürü çarkını acının dili, gerçek üstünün cazibesiyle mevcudiyetin terkisine atıyor. “Kimin için ne uğruna hangi yöne gidiyoruz?” “Dil, varlığı anlamaya yeter mi; insan bilinci, insan kibriyle baş edebilir mi?” derken dokuz meşaleliler, sıfırlar, çocuk, geyik ve son söylevciyle karşılaştığımız akışta büyük vuslat gerçekleşiyor. Emek kadar aklın sömürüsü de dilin zenginlikleriyle ruhun derinliğine işleniyor. Anlatı, iz sürmenin meçhul ile malum arasında kendini yeniden doğuran sancısıyla büyüyor.
∗∗∗
Dünyanın gündemi, insanlığın seyri, vicdanın pür mecali tıpkı sonunu bildiğimiz filmler gibi. Bilmelere doyamamak hiç bu kadar cehil yaratmamıştı. Hiçbir seyir ardında bu denli boşluk bırakmamıştı. İzle geç, ye bitir, sev bırak çağında yazarların hikâye serileri, yayıncıların kitap serileri, okurların heyecanlı bekleyişleri zarif direngen bir nümayişin dekoru, sesi, müziği benim için.
2025 yılında okuyup incelediğim serilerden örnekler vererek 2026’ya geçiş yapmak istiyorum. Hepsi iz sürdürüp iz bırakan kitaplar…
∗∗∗
Hikayelerle kendisine kazandırdıkları yazma........
