menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yabancı özel adlara getirilen ekler

41 6
17.01.2026

Yabancı özel adlar ve aldıkları eklerin Türkçedeki yazımı süreç içinde değişime uğradı. Başlangıçta hangi dilden olursa olsun, hepsini Türkçe okunuşlarına göre yazma eğilimi vardı. Sözgelimi bir dönem kimi yazarlar Washington’u “Vaşington”, Shakespeare’i “Şekspir”, Baudelaire’i “Bodler” diye yazıyordu. Sonraları bu konu belirli kurallara bağlandı. Latin kökenli özel adlar özgün biçimleriyle yazılmaya başlandı. Aldıkları ekler de sözcüklerin okunuşlarına uyarlandı. Örneğin Fransızca Albert Camus adı “Alber Kamü” diye okunduğundan, Türkçe ek aldığında bu sözcüğü “Camus’un” değil “Camus’nün” diye yazmamız gerekti.

Latin abecesi dışındaki özel adlar ise Türkçe söylenişlerine göre yazılıyor. Arapça, Farsça, Çince, Japonca, Korece, Bulgarca, Rusça, Yunanca vb. dillerdeki özel adlarla eklerini de Türkçedeki okunuşlarıyla yazmamız gerekiyor. Birkaç örnek: Çaykovski’yi, Lenin’den, Dimitrov’un, Mao’ya gibi.

Latin kökenli olmayan kimi özel adların daha çok İngilizce yazıldığını görüyoruz. Özellikle çeviri metinlerde bu durumla çok sık karşılaşıyoruz. Sözgelimi ünlü Rus besteci Şostakoviç’in adı “Shostakovich” diye yazılıyor. Böyle yazanlar, sözcüğü kaynak dilin özgün harfleriyle değil, İngilizce yazımıyla aktarmış oluyorlar. Biz neden aynı yazım biçimini benimseyelim ki? Kendi dilimizin abecesi var. Öyleyse bu sözcüğü “Shostakovich” diye değil “Şostakoviç”biçiminde yazmalıyız.

∗∗∗

Türkçenin yazım sorunlarıyla yakından ilgilendiği anlaşılan değerli okurumuz Erhan Kuzhan, Latin kökenli olan ve olmayan yabancı özel adlarla onlara getirilen eklerin yazımı konusunda önemli saptamalarda bulunmuş. Okurumuz diyor ki:

“Sevgili Attila Aşut Hocam,

Dikkatinizi, beni düşündüren bir konuya çekmek isterim: ‘Yabancı........

© Birgün