Kötü |
Siz gerçekten kötü bir insanla tanıştınız mı? Ben sanırım tanıştım. Sanırım diyorum, çünkü sadece “gerçekten kötü” kavramı değil, “kötü” kavramı da yoruma açık. Öncelikle görecelik konusu var: Kime iyi, kime kötü? Sovyetler Berlin’i işgal edince Hitler intihar etmek zorunda kaldı. Bir insanı intihara sürüklemek çok kötü ama Hitler’in intiharına neden oldukları için Sovyetlere kötü demek saçma olmaz mı? Ceylan için iyi olan aslan için kötü ve bunun tam tersi de doğru.
Üstüne bir de süreklilik konusu var. Bir insan her zaman iyi midir? Çok iyi bir insan hayatının bir anında kötülük yapmış olamaz mı? Varlığımızla ilgili kanaatler büyük oranda yaptıklarımızla oluşuyorsa, uzun ve iyiliklerle dolu ömrümüzün içindeki tek bir kötülüğü nereye yerleştireceğiz? Herkes mutlaka kötülük yapmış olacağına göre “gerçek iyi” olan kimse var mı? Diyeceksiniz ki “Hayırsever Mualla Hanım var, kesinlikle çok iyi biri”. E o Mualla’ya üç kâğıtçı babasından milyar dolar servet kaldı bebişim. Hiç yokluk çekmedi, hiç aç kalmadı, çocuklarının okul taksitini ödemek için berbat bir işte çalışmak zorunda kalmadı.
Yine tersten bakalım. Kötü bildiğimiz insanlar her zaman kötü müdür? Dokuz şirkette çalıştım, bana ve tüm arkadaşlarıma en iyi davranan, en yüksek maaşları veren, bir dediğimi iki etmeyen patronumun devlet bankalarını söğüşlediği ortaya çıktı ve iflas edip sekiz aylık maaşımı ödemeyen bir başka patronum iş hayatında gördüğüm en naif en dürüst insandı. Hangisi iyi, hangisi kötü?
∗∗∗
Görecelik ve süreklilik dışında üçüncü bir konu daha var: Kabul... Binlerce rakibini hukuksuz biçimde hapse atan bir diktatör, bunu halkın çoğunluğunun refahı için yaptığına kendine inandırabilir. Ortamlarda ateistim diye dolaşan Epstein, belki de yobaz bir Yahudi’ydi ve “Benin inancıma göre çocukla birlikte olmakta sorun yok” diyerek kendini avutuyordu. Kötü insanların geneli kötülük yapmadığına inanıyor olabilir mi?
İşte bu üç durum dışında........