We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir delikanlı adayı ile söyleşi

21 8 5
14.09.2021

Vapurda karşıma on sekiz yaşlarında bir genç oturdu. Hava su derken bir sohbete dalıverdik.

“Ben” dedi. “Delikanlı adamım. Hayatta en önem verdiğim şey budur.”

Gülümsedim ve “Elbette delikanlısın. Gencecik çocuksun” dedim.


“Hayır abi, o anlamda değil” dedi. “Ben mertlik anlamıyla, dürüstlük ve harbilik anlamıyla delikanlıyım.”

Onu sessizce süzdüm. “Demek sen laf olsun diye söyleneni değil de “gerçek” delikanlılığı kast ediyorsun. O iş o kadar kolay değil vallahi. ‘Mertlik, dürüstlük, harbilik’ anlamında bir delikanlı olabilir misin, gerçekten?” diye sordum.

“Evelallah abi, sorulur mu bu?” dedi.

“O zaman şöyle sorayım. Farz et ki kız kardeşin bir gence âşık oldu. Farz et ki bunlar seviştiler. Aile bu durumu haber aldı. Ne yaparsın?”

“Çeker ikisini de vururum” dedi.

“Peki” dedim. “İkisini birden vurmasan da, onlara bir şans versen. Birbirlerini gerçekten seviyorlarsa evlenmelerini, sevmiyorlarsa da yollarını dostça ayırmalarını filan sağlasan.”

“Abi o zaman delikanlı olmam, pezevenk olurum. Öyle bir şey yaparsam nasıl çıkarım insanların karşısına?”

“Bence o zaman gerçek delikanlı olursun. Geleneklerin suçlu ilan ettiği iki insanın infaz memuru olup, üç beş yıl hapis yatmak kolay. Ama tüm topluma karşı çıkıp, kız kardeşini ve o oğlanı korumak; asıl bu cesaret isteyen şey değil mi? Asıl delikanlılık bu değil mi? Kardeşini ve sevgilisini vurunca, seni tutuklayan polis dahil herkes sırtını sıvazlayacak. Oysa bunun tersini yaparsan, herkes sana “pezevenk” diyecek. Toplum seni küçümseyecek belki ama doğru olanı yapmış olacaksın. Hangisi daha zor?”

“Anlamadım abi bunu” dedi.

“Bak şimdi. Ben üniversitede okurken milliyetçi........

© Birgün


Get it on Google Play