Dünden bugüne özgür basının sansürle imtihanı
6 Ocak’ta Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılan başlamasıyla beraber, “özgür basın” olarak ifade edilen Kürt basın geleneğinden gelen kurumların sosyal medya hesapları Türkiye’de mahkeme kararlarıyla engellenmeye başlandı.
Alanda haber takibi yapan gazeteciler ise yer yer polis şiddetine maruz kalıyor, bazen de gözaltına alınıyor.
Yeni Yaşam, Mezopotamya Ajansı ve Jinnews; sosyal medya hesapları birden fazla engellenen kurumların başında geliyor.
Ancak özgür basın geleneği, bugünkü sansür girişimleriyle ilk kez karşı karşıya kalmıyor.
1990 yılında yayın hayatına başlayan Halk Gerçeği gazetesinden bu yana özgür basın geleneğinin parçası olan kurumlar; polis baskınları, bina bombalamaları, kaçırmalar, gözaltılar ve “faili meçhuller” gölgesinde haber yapmaya çalışıyor.
Eski kuşak özgür basın emekçilerinden Davut Uçar ve yeni kuşaklardan, aynı zamanda alanda haber takibi de yapan Dicle Fırat Gazeteciler (DFG) Derneği Eş Başkanı Kesira Önel ile derneğin Diyarbakır’da bulunan merkezinde buluştuk; dünden bugüne özgür basının karşılaştığı zorlukları konuştuk.
"Duruşma günleri olası bir karara karşı..."
Davut Uçar, iktisat mezunu olmasına karşın, olan bitenlerin basına yansımadığını gördüğü için gazetecilik yapmaya karar verdiğini, 1993’ten beri özgür basının bir parçası olduğunu söyleyerek başlıyor sözlerine.
Özgür Gündem gazetesinin Antep bürosunda gazeteciliğe başladığını söyleyen Uçar, ilk yıllarını şöyle anlatıyor:
“Hatırlıyorum, bizde jetonlar olurdu. Bürodaki şefe ‘Şuraya gidip haberi alıp geleceğiz’ diyorduk. Ama bu süre uzadığında mutlaka bilgi verirdik, o jetonlar onun için vardı. Sürekli birbirimizi denetlerdik. Sahada genellikle emek sorunları, halkın çektiği problemler bağlamında haberler yapıyorduk. O dönem bir de çatışmalı bir dönemdi, çatışma haberleri de yapıyorduk sıkça. Ama bu çatışmaların haberlerini ‘barışa’ motive etmek amacıyla yapıyorduk.”
Emekçi kesimlerin özgür basını kendilerine yakın gördüklerini ifade eden Uçar, şunu ekliyor:
“Ama emekçi kesimlerin dışına çıktığımızda engellemelerle karşı karşıya kalıyorduk muhalif olmamız ve çalıştığımız mecranın bilinmesi nedeniyle. Çoğu zaman bilgi almakta zorlanıyorduk. Kapılar yüzümüze kapanıyordu.”
Uçar, eski günlerdeki yaşanmışlıkları hakkında ise şu örnekleri veriyor:
“Muhabirliğin dışında şöyle bir durum yaşıyorduk: Gazeteye açılan davalar vardı. Her duruşma günü olası bir karar çıkar diye basın araçlarını kolektif olarak büro dışına çıkarır, izini kaybederdik. Mahkemede karar çıkmamışsa tekrar malzemeleri alıp gazete hazırlama yoluna girerdik.
Bir başka mevzu........
