Verimsiz mutsuzluk rejimi |
Hepimiz denk geliyoruz. Sokakta, metroda, dolmuşta, parkta, markette kısaca ortak yaşam alanların her yerinde insanların yüzlerine baktığınızda ağır bir kasvet göze çarpıyor. Bu durumu tarif etme gafletine düşmeyeceğim. Çünkü durumun nedenleri bilimsel olarak rakamlara döküldü. İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) hazırladığı “Türkiye Toplumsal Psikolojik Esenlik Raporu 2025”, (Nebi Sümer & Zafer Yenal imzalı) geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Rapor uykusuz kalan, depresyonla yaşayan, kaygıyla günü geçiren Türkiye toplumunun önemli bir röntgenini çekmiş diyebiliriz. Çünkü rapordaki verilerin gerçekte bize söylediği şu: Gençlerin hayatı elden kayıp gidiyor, emekliler yaşamıyor, herkes yarınlardan korkar hâle gelmiş. Ve tüm bunlar iktidar politikalarıyla üretilen, derinleştirilen meseleler…
Raporun detaylarına bakacak olursak, çarpıcı birkaç başlıkla durumu belirtebiliriz.
Raporun en önemli tespitlerinden biri Gallup Küresel Duygular Barometresi’nden yola çıkarak ifade ettiği “Türkiye, dünyada en az gülümseyen ülkedir,” tespiti. Rapor, 2016 yılından itibaren Türkiye’de “derinleşen bir mutsuzluk” yaşandığını söylüyor. Mesele sadece stresli veya öfkeli olmamız değil; pozitif duyguların, yani hayattan keyif alma, neşelenme, yeni bir şey öğrenme heyecanının yapısal bir çöküş yaşamasıdır. Durum adeta zamana yayılmış bir bitkisel yaşam moduna benziyor.
Raporun ilginç tespitlerinden bir diğeri “Asimetrik Refah” kavramı. Legatum Refah Endeksi verilerine göre Türkiye; fiziksel altyapı, yollar ve temel yaşamsal koşullarda dünyada 50. sıralardayken; kişisel özgürlüklerde 152., güvenlikte........