Prens, Modern Prens ve Demokratik Prens...
Siyaset felsefesi tarihinde "prens" figürü, iktidarın kaynağı, meşruiyeti ve toplumsal iradenin temsili üzerinden sürekli bir dönüşüm ve tartışma halindedir.
Bu yazıda Prens figürü etrafında, üç farklı kaynak üzerinden bir tartışma yürüteceğim. Makyavel’in Prens’i, Gramsci’nin Modern Prens’i ve N.Kuran’ın yazdığı A.Öcalan eksenli “Demokratik Prens” ... Yani Makyavel’in mitsel kurucusundan Gramsci’nin kolektif partisine ve Kuran’ın özgürlükçü halk öznesine uzanan bu süreci takip etmek her açıdan öğretici bir süreçtir.
Makyavel’den başlayalım.
Makyavel’in "Prens"i feodal bölünmüşlük ve yabancı işgali altındaki İtalya'yı birleştirecek, mitsel bir "yeni hükümdar" tasarımıdır. Önceki yazılarda kısmen ifade etmiştim bu öznelliği. Bu figür, sadece bir yönetici değil, aynı zamanda dağılmış bir halktan kolektif bir irade yaratma gücüne sahip mitsel bir kahramandır, en azından beklenti budur. Makyavel, bu kurucunun başarılı olabilmesi için hayal edilen ütopyalar yerine "fiili gerçekliğe" (verità effettuale) odaklanması ve güç ile kurnazlığı birleştirmesi gerektiğini savunur. Prens’in temel özelliği, sistematik bir kuram olmaktan ziyade, siyasal bir hedefle ‘gerçekçi’ aklı birleştirip okuru harekete çağıran bir metin olmasıdır. Ki bugünden bakınca, bu çağrı çağlar boyunca karşılık buldu denilebilir.
A. Gramsci’ye bakalım,
Gramsci Makyavel’in bireysel kahramanını 20. yüzyılın toplumsal koşullarına uyarlayarak "Modern Prens" kavramını geliştirdi. Gramsci’ye göre modern dünyada "Prens" artık somut bir birey olamaz; o ancak toplumsal bir organizma, yani “Siyasi Parti” olabilir.
Gramsci bu “modern prense” yüklediği anlamlar bütünü kısaca şöyledir:
- Modern Prens, dağınık haldeki sınıfsal iradeleri birleştiren, evrensel ve total hale gelme eğilimindeki kolektif iradenin ilk hücresidir.
- Modern Prens sadece iktidarı ele geçirmekle ilgilenmez, aynı zamanda toplumda "entelektüel ve ahlaki bir reform" başlatarak yeni bir hegemonya kurması beklenir.
- Modern Prens pasif bir beklenti değil, "etkin ve yapıcı" bir tarihsel eylemin motorudur.
- Modern Prens, insanların bilincinde dinin veya metafizik buyrukların yerini alan, yaşamın her yönüyle laikeşmesini sağlayan yeni bir toplumsal temel haline gelmesidir.
N. Kuran’ın "Demokratik Prens” dediği kavrama bakalım.
Kuran, "prens" arketipini monarşik ve otoriter yapısından tamamen soyutlayarak demokratik bir imgelem içinde yeniden inşa etmeyi teklif ediyor. Kuran’ın yaklaşımı, Makyavel’den Gramsci’ye uzanan soyağacıyla diyalog halindedir ancak iktidarı daha radikal bir halkçı pozisyona çekmekten bahseder. Daha net ifade edecek olursam, tarih boyunca kurtarıcı olarak beklenen "Prens" artık ne Makyavel’in dediği gibi "tek bir kişi" ne de Gramsci’nin ifade ettiği "siyasi parti” olabilir. Günümüzün prensi, örgütlenmiş ve kendi kendini yöneten halkın ta kendisidir. Esas espri, devleti ele geçirmeyi değil, devlete ihtiyaç duymadan yaşamayı hedefleyen "Örgütlü Toplum"dur. (Bu toplum elbette ahlaki ve politik bir toplumdur)
Çözüm; komünler, meclisler ve demokratik siyaset yoluyla toplumun bizzat kendisinin prensleşmesidir.
Şimdi demokratik prense........
