We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kişilik testleri kim olduğumuzu söyler mi?

30 0 0
25.09.2021

* Manşet görseli: Pixabay

"Kabul edeyim; şimdiye kadar hoşuma gitmeyen hiçbir kişilik testi ya da burç yorumuna rastlamadım. Beni tanımlama vaadinde bulunan bir şeye tek bir bakışım sanki karşımda baştan çıkarıcı bir yemek varmışçasına tık avının üzerine atlama isteği duymama sebep oluyor.

"Bu testleri hiçbir zaman çok ciddiye almasam da kendimle ilgili kulağa doğru gelen birkaç güzel geribildirim duymaktan keyif alıyorum."

Gazeteci ve yazar Vivian Manning-Schaffel, ABD'nin NBC News haber sitesi için kaleme aldığı makalede kendisinin – ve aslında pek çoğumuzun – internette, özellikle de sosyal medyada sık sık karşımıza çıkan kişilik testleriyle olan uzatmalı ilişkisini kısaca bu sözlerle anlatıyor.

Bu testler bize ne vaatlerde bulunmuyor ki...

Tasarladığımız eve göre kişilik tipimizi tahmin etmeye çalışanından tutun da T.C. kimlik numaramıza göre (!) doğduğumuz şehri bulmaya çalışanına kadar her türlü test mevcut internet dünyasında.

Peki bu testler bizim için ne ifade ediyor? Seçtiğimiz kedi fotoğraflarının kişiliğimiz hakkında ne söylediğini bilmek ya da hangi Friends karakteri olduğumuzu öğrenmek bizim için neden önemli? Ya da önemli mi?

Bu testler ilk ne zaman ortaya çıktı? Ve – belki de daha önemlisi – bilimsel doğruluklarından söz etmek mümkün mü?

Peki ya özellikle yurtdışında işe alım süreçlerinde kullanılan kişilik testleri... Bu testler faydadan çok zarar veriyor olabilir mi?

Gelin bu sorulara birlikte cevap bulmaya çalışalım...

1. Dünya Savaşı yıllarından günümüze

Kişilik testlerinin tarihi bundan bir asır kadar öncesine, 1. Dünya Savaşı yıllarına (1914-1918) dayanıyor. Woodworth Kişisel Veri Cetveli (WPDS) isimli ilk test, savaş sonrasında askerlerin "savaş bunalımı" ya da ruhsal travma yaşama riskini değerlendirmek için geliştiriliyor.

Her ne kadar savaş sırasında kullanılmak için geç de kalınmış olsa testin 1924 yılındaki versiyonunun sorduğu sorular bize test hakkında az da olsa bir fikir veriyor: "Hiç öylesine çok sinirlendiğiniz ve kanın beyninize sıçradığı oluyor mu?", "İnsanlardan kolayca sıkılır mısınız?"

Bunu takip eden yıllarda ise pek çok yeni kişilik testi geliştiriliyor, bu testler özellikle büyük şirketlerce işe alımlarda kullanılmaya başlıyor.

O dönemde geliştirilen testlerin bugün en bilinenlerinden biri de şüphesiz Myers-Briggs Kişilik Tipi Belirleme Envanteri (MBTI).

İngiltere'nin The Guardian gazetesinin aktardığına göre, iki çocuğunu kaybeden Katharine Cook Briggs hayatta kalan çocuğu Isabel'i yakından izlemeye karar veriyor ve bu süreçte hem kendi kızı hem de aynı mahallede yaşayan diğer çocuklar üzerinde deneyler yapmaya başlıyor.

Bundan 20 yıl sonra, bugün analitik psikolojinin kurucusu olarak kabul edilen İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung'un 1921 tarihli "Psikolojide Tipler" kitabında kullanılan kavramlar resmi bir psikoloji eğitimi olmayan Katharine Briggs'in çalışmaları için de bir kaynak oluyor.

Ardından Isabel Briggs Myers da annesinin çalışmalarına katılıyor, takvimler 1943'ü gösterdiğinde MBTI'ın ilk versiyonu yayınlanıyor.

Peki nedir bu MBTI?

Ana hatlarıyla ifade etmek gerekirse, MBTI kişilik testi katılımcılarına 93 soru sorarak onların önce dört ayrı kişilik özellik çiftinden hangisine sahip olduklarına karar veriyor, ardından da bu özelliklerin kombinasyonuna göre 16 kişilik tipinden hangisine ait olduklarını belirliyor.

Yani test önce katılımcıları dışa dönük veya içe dönük, duyularla veya sezgilerle bilgi alan, düşünerek veya hissederek karar veren, dış dünyaya algısal veya yargısal olarak yönelen kişiler olarak tanımlıyor, ardından da aşağıda belirtilen 16 kişilik tipine göre sınıflandırıyor:

"Aynayı kendimize tutmamızı sağlıyor"

Bizim günlük hayatta, özellikle de sosyal medyada karşılaştığımız her test tabii ki MBTI ve muadilleri kadar uzun ve karmaşık değil.

Fakat şu da bir gerçek ki karşımızda nasıl bir test olursa olsun bizi bu testleri çözmeye iten bir şeyler olmalı. Pek ama ne?

Psychology Today'den Dr. Jennifer V. Fayard'a göre, bizi kişilik testleri çözmeye iten sebeplerin başında kendimiz ve kişiliğimiz hakkında – mümkünse bilmediğimiz – bir şeyler öğrenme isteği geliyor.

"Kişilik testleri çözmenin beraberinde getirdiği belli bir heyecan" olduğunun altını çizen örgütsel davranış profesörü Hillary Anger Elfenbein da Fayard ile hemfikir görünüyor: "Bu testler aynayı kendinize tutup dünyanın sizi gördüğü şekilde kendinizi görmeye çalışmak gibi..."

Yani aslında, medya psikolojisi uzmanı Pamela Rutledge'ın da altını çizdiği üzere, "günümüz toplumunun göreli gelişmişlik ve karmaşıklığına rağmen insanlar hem kendileri için hem de diğer insanlar için gizemlerini korumaya devam ediyor." Bu gizem de onların "aslında nasıl biri oldukları konusunda bilgi edinebilmek adına her zaman meraklı olmalarına" yol açıyor.

İnsanların kendilerini daha iyi tanımak için bu kişilik testlerine yönelmesine ise şaşırmamak gerekiyor zira bu isteğin geçmişi çok eskilere, Antik Yunan'a kadar dayanıyor. Platon'un atıfta bulunduğu dört erdem ve Hipokrat'ın dört vücut sıvısının kişilik özelliklerini ve davranışlarını etkilediğine dair fikirleri o dönemden verilebilecek örneklerden sadece bazıları.

"Onaylanma arzumuzu tatmin ediyor"

Anlaşıldı, bizi kişilik testlerine yönelten sebeplerin belki de en başında kendimiz hakkında bir şeyler öğrenme isteği geliyor.

Peki zaten hepimizin kişiliğimiz, nasıl bir insan olduğumuz, nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığımız hakkında az çok bir fikrimiz yok mu? Kendimiz için bu kadar da "gizemli" miyiz gerçekten?

Yoksa bu testlerin bize........

© Bianet


Get it on Google Play