Komisyon raporu ne söylüyor, ne söylemiyor? |
Geçen haftaki Barış yolunda bir durak: Komisyon raporu ne söylüyor? yazım Meclisteki komisyonun 18 Şubat tarihli raporunun söyledikleri üzerinde odaklanıyordu.
Kuşkusuz TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Demokrasi ve Kardeşlik Komisyonunun raporu Kürt Meselesinin siyasi boyutunun iktidar cenahı tarafından kabul edildiğinin göstermesi yönünden önemli.
Meselenin siyasi boyutta tartışılmasının önemine Abdullah Öcalan da 19 Şubat’ta kaleme aldığı değerlendirmede yer veriyor. Öcalan “Artık ülke gündemini silahın değil siyasetin belirleyeceği bir dönem başlamış olacaktır” değerlendirmesiyle raporun Kürt Meselesine ilişkin siyasi alana çektiğini belirtiyor.
Abdullah Öcalan benzeri bir değerlendirmeyi 27 Şubat çağrısının yıl dönümünde duyurulan açıklamasında da yaptı.
Yazılmayanların mesajı
“Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.” Bu ikinci değerlendirme siyaset zemininin kullanılması ile toplumsal kesimlerin aktif rol alması arasındaki korelasyona işaret ediyor.
Meclis raporunu tekrar okurken söylediklerinin yaşamımızın toplumsal, siyasal, kültürel vb. alanlarına nasıl mesajlar verdiği üzerine düşündüm. Zira raporda yazılanların ve hatta yazılmayanların verdiği mesajlar var. Bu mesajı da taraflara, barış için mücadele eden siyasilere, aktivistlere, farklı toplumsal hareketlere ve kesimlere, insan hakları savunucularına yani bir bütün olarak topluma veriyor.
Rapordan çıkarabileceğimiz temel mesaj: Barış için herkesin aktif rol alması, izleyen değil eyleyen olması gerektiğidir. Benzer şekilde, rapor barışa giden yolun -diğer dünya örneklerinde olduğu gibi-uzun olduğunu gösteriyor. Rapor barışa giden yolun zorluklardan azade olmadığına işaret ediyor.
Özcesi barış için başta insan hakları olmak üzere toplumsal mücadelenin tüm alanlarında daha fazla çaba sarf etmemiz etmemiz gerekiyor.
Raporda yer almayan birçok husus var
İnsan hakları standartları bakımından hiçbir zaman ideal bir durumda olmasak da bilhassa bir 2013-2015 dönemindeki bir önceki çözüm sürecinin çökmesinin ve OHAL’in ardından durum daha da ağırlaştı.
İfade özgürlüğü, toplantı gösteri gösteri, örgütlenme özgürlüğü, kadın hakları, LGBTI ’lar, insan hakları savunucularına yönelik baskılar vb. alanlarda yaşanan ağır hak........