menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hekimlik-hekimler duvarın hangi tarafında?*

14 0
04.03.2026

“Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.” Ursula K. Leguin’in “Mülksüzler” adlı eserindeki bu ifade bizi bir şekilde farkındalığa, bunun için de yüzleşmeye davet ediyor. Tabii ki yüzleşmenin gerçekleşebilmesi için aynadaki suretimize bakabilmemiz ve “bizi bize karşı koruyan dokunulmazlık zırhımızı çıkarmaya razı olmamız” da gerekiyor. Çünkü, bu mücadelenin aslı bizim kendimizle ilgili olanı. Ne aynayla ne de başkalarıyla olan. Kapitalist toplumsal yaşantı geldiği aşamadaki haliyle “insan” olma/kalma iddiasında olan herkese böylesi yüzleşmeleri gerekli hale getirdi. Elimizi çabuk tutmalıyız. Dünya genelinde yaşanmakta olanlar daha da gecikmeye kapıları kapatmak üzere…

Günümüz dünya kapitalist emperyalist sisteminin ekonomik ve siyasi krizi birlikte yaşıyor olduğuna yönelik bilimsel verilere dayalı analizlerin sayısı her geçen gün artıyor. Temmuz 2007’de ABD’de yaşanan Mortgage kriziyle birlikte görünür olan ve merkez kapitalist, emperyalist ülkelerde başlayan küresel finansal krizin çözümü için kaygı ve müdahale kapitalizmin/kapitalist ülkelerin bütününe yönelikti. Bununla birlikte, Trump’ın ilk ABD Başkanlığı’na başladığı dönemde ticaret ve hegemonya alanında Çin’le olan kıyasıya mücadelenin “gümrük vergileriyle” görünür olması, kaygı ve hedefin “batı kapitalizmi ne olacak” sorusuyla özetlenebilecek ölçüde boyut değiştirdiğini de gösterdi. Ancak, ABD’nin çeviremediği-ödeyemediği dış borçlarının devasalığı ve ABD dolarının “rezerv para” olmaktan çıkarılma “riskinin” zaman içinde daha da artmasıyla birlikte, Kasım 2025 tarihinde yayımlanan “ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi” metnindeki saptama ve hedefler bundan sonra kaygı ve hedefin çok daha daraltılarak, “Ne olacak ABD kapitalizminin hali?” sorusuyla sınırlandırıldığını ortaya koyuyor. Elbette bu sonuncusu Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin kaygı ve hedefini yansıtıyor, herhangi bir mutlakiyet taşımıyor. Bununla birlikte, temeli 80’li yıllarda ABD hegemonyasıyla atılan, kapitalist neoliberal ekonomiye dayalı “küreselleşme”nin sonunun yaklaştığı, ABD’nin hegemonyasını yitirmekte olduğu sayıların da ötesinde görünür olmaya başladı. Ekonomik alandaki “gerileme”, biriken borçlar ve “rezerv paranın değişim riski”ndeki artış ülkeler-ulusötesi sermaye üzerindeki “rıza üretim aracını” şiddete, savaşa, korsanlığa-haydutluğa kadar dayandırdı.

ABD kapitalizmi, günümüzdeki krizlerini aşabilmek için savaş sanayi ve silahlı saldırı dışında herhangi bir yol bulamıyor. Aynı zamanda, kapitalist ekonomi, varlığını bir bütün olarak savaş sanayi üzerinden sağlamaya çalışıyor. Savaş sanayiinin varlığını........

© Bianet