Sivil toplum örgütleri çocukların katılım hakkı için bir araya geldi

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği (STGM), çocukların karar alma süreçlerine hak temelli ve sürdürülebilir biçimde katılımını güçlendirmek isteyen örgütler için başlattığı destek programı kapsamında Ankara'da üç gün süren bir atölye gerçekleştirdi.

Trabzon, Ankara, Giresun, İstanbul, Nevşehir, Diyarbakır ve Aksaray illerinden çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin buluştuğu atölye için 103 başvurudan 10 kurum seçildi.

Katılan kurumların çocuk katılım mekanizmalarını kurmalarını veya mevcut mekanizmalarını güçlendirmeyi hedefleyen atölyede mekanizmalardaki güçlü yönler ve ihtiyaçlar tartışıldı, çocuklarla birlikte yapılacak çalışmalardaki ilkeler belirlendi, çocuk görüşleriyle savunuculuk yapmanın yolları üzerinde duruldu.

Sahadan örneklerin de paylaşıldığı atölyede çocuklarla birlikte çalışmak için hazırlanacak yönergelerin yöntemleri sunuldu.

STGM ekibinin koordinasyonunda gerçekleşen atölye grup çalışmaları, sunumlar ve değerlendirme ile sona erdi.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesi çocukların görüşlerine önem verilmesini yani çocuk katılımını anlatır:

"Her çocuk, kendisini ilgilendiren herhangi bir konu ya da işlem sırasında görüşlerini serbestçe ifade etme, görüşlerinin dikkate alınmasını isteme ve katılma hakkına sahiptir."

Katılım hakkı, yetişkinlerin çocukların kendilerini rahat ifade edebilecekleri alanı yaratması, çocukların görüşlerini dinlemesi ve ciddiye alması, evde, okulda, yaşadıkları yerde bir konuda karar verirken çocukları dahil etmeleridir.

Çocuğun katılım hakkını gözetirken hak odaklı, sürdürülebillir ve ilkeli olmak temel çerçeveyi oluşturur.

(NÖ)

Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen Hane İslam Eserleri Sergisi’nin açılışının ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En az üç çocuk" söylemini tekrarladı, güçlü ailenin güçlü toplum anlamına geldiğini savunan Cumhurbaşkanı, “Bu bizim arzumuz değil, Rabbimizin emridir” ifadelerini kullandı.

Nüfus politikalarına işaret ederek “Neslimizi çoğaltmamız lazım” diyen Erdoğan, geçen yılın “Aile Yılı” ilan edilmesinin de bu nedenle olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı’nın “En yakınlarımızla sohbet ederken bile bakıyorsunuz nüfus artışına karşı çıkıyorlar.” sözleri konunun içerden dahi destek bulmadığını gözler önüne serdi.

İktidar masadaki nüfus politikalarını çocukların üzerine kurarken, sahadaki çocuk yoksulluğunu Derin Yoksulluk Ağı’nın kurucusu Hacer Foggo ile konuştuk.

Yoksulluk derinleştikçe; kira ve gıda fiyatları arttıkça okul dışında kalan çocuk sayısının da arttığına dikkat çeken Foggo, gözlemlerini anlattı:

Sahada, beslenmesini götüremediği için okula gitmek istemeyen, devamsızlığı kardeş bakımı ve ev içi bakım yüküne dönüşen, ev işi üstlenen ya da çalışmak zorunda bırakılan çocuklarla karşılaşıyorum. Özellikle annelerden, ergenlik çağındaki çocukların yoksulluk nedeniyle akran zorbalığına maruz kaldığını, kıyafetleri ve okul beslenmesi götürememeleri nedeniyle utanç yaşadıklarını ve bu nedenle okula gitmekten kaçındıklarını dinledim.

TÜİK verileri de Foggo’nun anlattıklarını doğruluyor, Türkiye’de çocukların 6,8’i yani yaklaşık 8 milyon çocuk, yoksulluk veya sosyal dışlanma riskiyle yaşamını sürdürüyor. Her üç çocuktan........

© Bianet