Nihat Kazanhan’ın babası: Yokluğu, hayatımızda “gerçekleşmeyen” ihtimaller bıraktı

12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın, 14 Ocak 2015’te Şırnak’ın Cizre ilçesinde evinin yakınlarında bir sokakta, polislerin açtığı ateş sonucu başına gaz fişeği isabet etmesiyle öldürülmesinin üzerinden 11 yıl geçti.

Anayasa Mahkemesi'nden "yaşam hakkı ihlali" kararıyla dönen Kazanhan davası Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu sanık olmadan yeniden görülüyor. 30 Nisan 2025’teki duruşmada söz alan avukat Osman Cingöz, “Sanık polis Mehmet N. G.’nin telefonu aktif ve açıktır. Bu halde hakkında kırmızı bülten bulunmasına rağmen yakalanmaması korunduğunu göstermektedir.” sözleriyle cezasızlığa dikkat çekmişti.

Öldürülmesinin 11. yılında Nihat Kazanhan’ın çocukluğunu, hayallerini, vurulmadan önceki son gününü ve bu hikayede süren adalet talebini baba Mehmet Emin Kazanhan ile konuştuk.

Baba Kazanhan, Nihat’ın çok sessiz, uyumayı seven bir çocuk olduğunu anlatarak başlıyor, uyandığında çizgi film izlediğini sonra yine sessizce kendi dünyasına çekildiğini söylüyor. Nihat’ın özellikle sokakta misket oynamayı çok sevdiğini belirtirken “Arkadaşlarıyla büyük oyunlar değil, küçük ama neşeli aktiviteler yapardı” diye de ekliyor.

Babasının gözünden Nihat’ın çocukluğunu şu sözlerle duyuyoruz:

Okulu severdi. Derslerine düzenli giderdi. Öğretmenlerine karşı saygılı, arkadaşlarına karşı sıcak kanlıydı. Öğretmenleri ona güvenir, “sağlam, dürüst bir çocuk” derlerdi. Bu sözler bizim için çok kıymetliydi; çünkü Nihat gerçekten de güven veren bir çocuktu. Ailesine olan düşkünlüğü çok belirgindi. Aile bağlarımız güçlüydü ve Nihat bu bağın tam merkezindeydi.

Her zaman yüzünde bir gülümseme olurdu. Küçük bir gamzesi vardı; gülümsediğinde etrafına sıcaklık yayardı. Annesi o gülümsemeye bakmaya kıyamazdı. Yüzü güzel bir çocuktu, insanın içini ısıtan bir güzelliği vardı.

Baba Kazanhan, oğlunun hayallerini ise “Büyüdüğünde kendi ayakları üzerinde duran, para kazanan bir adam olmak isterdi. Güzel bir mesleği olsun, kimseye muhtaç olmadan yaşasın isterdi. Bazen “Ben gelecekte büyük başarılar kazanacağım” derdi. Bunu bir çocuk saflığıyla ama güçlü bir inançla söylerdi.” sözleriyle kaydediyor.

“Nihat bugün hayatta olsaydı nasıl bir genç olurdu?” sorusuna baba Kazanhan’dan şöyle bir yanıt geliyor:

“Belki bir meslek sahibi olurdu, belki kendi işini kurardı, belki futbolcu, belki müzisyen olurdu. Ama en çok hayal ettiğim şey, belki baba olurdu. Aile içinde her zaman güven veren bir kişiliği vardı, onun yokluğu, hayatımızda hep “gerçekleşmeyen” ihtimaller bıraktı.”

Kazanhan ailesi hayatlarını değiştiren bu olay gerçekleşmeden önce sıradan bir güne başlıyor ancak sonrasında olanları baba Kazanhan şu sözlerle hatırlıyor:

O dönem Cizre’de ölümler çok artmıştı. Annesi evden çıkarken onu uyarmıştı: “Artık insan kendi sokağında bile güvende değil oğlum, dışarı çıkma." Nihat geç saatlere kadar uyudu. Sonra arkadaşları onu çağırmaya geldi. Uyandı, evin önüne çıktı. Taşlarla bir şeyler yaptılar, isimlerini yere kazıdılar, misket oynadılar. Her çocuk gibi… Sadece oyun oynadılar.

Aslında sıradan bir gündü ama Cizre halkı için o günler hiçbir zaman tam anlamıyla sıradan değildi. Sebepsiz ölümlerin arttığı, her yerde fazlasıyla ve gereksiz şekilde konuşlanmış polislerin olduğu zamanlardı. Sanki bir şehirde değil, bir savaş alanında yaşıyorduk.

Nihat vurulduğunda yanında yaklaşık on çocuk vardı. Yakın arkadaşları ve kuzeni. Ailesinden kimse olay yerinde değildi ama vurulduğu yer eve çok yakındı. Haberi arkadaşları koşarak eve gelip verdi. Olay yerinde bulunan birkaç insan, korku dolu anlar yaşamalarına rağmen bu caniliğe göz yummadı. Nihat’ı alıp hastaneye götürmeye çalıştılar. Ancak gecikme oldu. Polisler, vurulmuş halde yerde yatan oğlumuzun alınmasına engel oldu. Müdahale etmediler. “Çocuk” demediler, insan gibi davranmadılar.

Hastaneye ulaştığımızda Nihat artık yaşamıyordu. Kafasına isabet eden gaz bombası beynini çoktan parçalamıştı. O büyüklükte bir cismin, 12 yaşındaki bir çocuğun kafasına isabet ettiğini düşünmek… Bu düşünce hâlâ içimi parçalıyor.

Mehmet Emin Kazanhan'ın anlattığı bu anlara ilişkin, Emniyet Müdürlüğü ve Şırnak Valiliği, o dönem hiçbir polis biriminin olay yerinde bulunmadığına dair açıklama yaptılar. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu “.. herhangi bir şekilde emniyet görevlilerimizin kurşunlarıyla öldürülmesi söz konusu değil. Orada ne fiili bir müdahale ne de gaz kullanımı söz konusu oldu." dedi. İçişleri Bakanı Efkan Ala da "Birtakım sitelerde 'polisin silahıyla veya gaz bombasının parçasıyla vefat ettiği' söyleniyor. Bu kesinlikle doğru değil.” ifadelerini kullandı.

29 Ocak 2015 günü ise olaya dair polis kamerası tarafından çekilmiş görüntüler görsel medyada yer aldı. Görüntülerden Nihat’ın polis........

© Bianet