2025: Çocuk olma halinin hedef alındığı yıl
2025, çocuk haklarının ihlal edildiği zaman hatırlandığı, yetişkinlerin çocukların hakkında bolca analiz yaparken çocuklara söz hakkı tanımadığı ve çocukluk halinin savunulmasının öneminin açığa çıktığı bir yıl oldu.
Çocuklar ve ergenler halet–i ruhiyelerini yansıttıkları üretimleri ortaya koyarken, kamusal ve özel alanlarda yaşadıkları sorunları daha fazla görünür kıldılar.
Çocuk hakları savunucuları da “çocukluk” kavramının tartışmaya açılmaması ve kazanılmış hakların korunması için yoğun bir mücadele verdi.
İktidarın çocukları nesneleştirerek ortaya koyduğu “Aile Yılı” projesine karşın çocuk işçiliği, ihmal ve istismar, suça sürüklenme, eğitimden kopuş, çocuk yoksulluğu, şiddet döngüsü ve çocukların yaşam mücadelesi tüm gerçekliği ile karşımızda durdu.
2025’te yoksulluk, çocukların hayatındaki en belirleyici risklerden biri olmaya devam etti.
TÜİK’in gerçekleştirdiği Türkiye’de Çocuk 2025 Araştırması’nın resmi sonuçlarına göre, Türkiye’de 15 yaş altı her 100 çocuktan 32’si, toplamda 7 milyon 39 bin çocuk Afrika ülkeleri düzeyinde açlık çekiyor olarak kaydedildi.
15 yaş altı 6,7 milyon çocuk günde bir öğün et, tavuk, balık, yumurta yiyemediğini, 7,8 milyon çocuğun hayatında bisiklete binmemiş olduğunu, 2,5 milyon çocuğun doğru düzgün bir çift ayakkabıya erişemediğini öğrendik.
5,5 milyon çocuğun hiç oyuncağı olmadığı ve 11 milyon çocuğun "aile tatili" diye bir hayali kuramadığıyla yüzleştik.
Çocuk adalet sistemi 2025’te çokça tartışıldı. Mattia Ahmet Minguizzi’nin akranları tarafından öldürülmesi ile birlikte suça sürüklenen çocuklar gündemden düşmedi. Konu genellikle tek taraflı, sosyolojik ve bilimsel temellerden uzak ele alındı. Çocukları suça sürükleyen etmenlerin neler olduğu ve bu konudaki denetim mekanizmalarının sorumlulukları günlerce kamuoyu önünde yapılan tartışmalarda irdelenmedi.
10. ve 11. yargı paketlerinde suça sürüklenen çocuklar için yapılmak istenen düzenlemeler çocuk hakları savunucularının yoğun mesaisi ve mücadelesi ile geri çekildi.
Ankara, Antalya, Batman, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Muğla, Tokat ve Trabzon baroları TBMM'de yaptığı görüşmelerde ve basın açıklamalarında sık sık suça sürüklenme halini tetikleyen durumları gündeme taşıdı. "Fail" veya "mağdur" çocuğun, çocuk olduğunun unutulmaması gerektiği vurgulandı. Cezalaların arttırılmasının değil önleyici ve koruyucu mekanizmaların işletilmesinin çözüm olduğu savunuldu. Hukukçuların yanı sıra sivil toplumdaki çocuk hakları savunucuları da tüm eleştirilere rağmen "çocukların, çocuk olduğunu" savunmaktan vazgeçmedi.
TBMM’de kurulan suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma komisyonunun 2026’da daha fazla öne çıkması bekleniyor.
Bu yıl bilinen yarım milyonu aşkın çocuk, devlet eliyle okuldan koparılıp işçileştirildi. Yıllarca tarım ve sanayi sektöründe çalıştırılan çocuklar bu yıl Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) aracılığıyla emek sömürüsüne maruz kaldı.
2025’te 13’ü kasım ayında olmak üzere en az 91 çocuk iş cinayetlerinde öldü. MESEM’leri protesto eden öğrenciler ve öğretmenler gözaltına, tutuklamalara maruz kaldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise her fırsatta MESEM projesini savunmaya devam etti. Çocuk işçiliğini kitleselleştiren proje yeni yılda da çocukların ve gençlerin gündeminde kalmaya devam edecek gibi.
Öte yandan her 3 çocuktan 1’i okula aç gitti, sınıflarda açlıktan bayılan öğrenciler varken okullarda 1 öğün ücretsiz yemek verilmesi talebi görmezden gelindi. Bu talebin dikkate alınmaması yer yer eğitimden kopuşa neden oldu. Beslenme desteğinin sivil toplum ve yerel yönetimler tarafından sağlanabildiği yerlerde okullaşma oranının arttığı kaydedildi.
Eğitim Reformu Girişimi’nin hazırladığı “Eğitim İzleme Raporu 2025” bulgularına göre, örgün eğitime erişemeyen çocuk sayısı neredeyse 1,5 milyona ulaştı.
Çocukların gündeme geldiği bir başka konu ise geçen........
