menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Çocuğundan performatif beklentisi yüksek ebeveynin, kendine şefkati de az"

11 0
07.01.2026

Sosyal medyada her gün karşımıza çıkan kişisel gelişim konulu içerikler, karakterimiz ve davranışlarımız üzerine yorumlar da bulunup, analizler yapıyor. Sık sık maruz kaldığımız bu içerikler bazen ilişkilenme hallerimizi, bazen "yeterli" ebeveynler olup olmadığımızı, bazen de çocukluk halinin kendisini bir teraziye koyuyor. Bu içeriklerin, özellikle hedef kitlesine koyduğu gruplar üzerinde belli başlı etkileri de oluyor.

Hem bu etkilerin sonuçlarını hem de "yeni nesil ebeveynlik" modelleriyle hayatımıza giren "Snowplow ebeveyn, maternal gatekeeping, latte baba" gibi kavramları sosyal medyada "Gayrı Resmi Ebeveyn Sözlüğü" başlıklı içerikleri üreten, Ebeveyn Danışmanı ve Psikolojik Danışman Hüner Aydın Işık ile konuştuk.

Gayrı Resmi Ebeveyn Sözlüğü içerikleri hangi ihtiyaçtan doğdu?

Anaakım ve popüler psikoloji vesilesiyle maruz kaldığımız içeriklerdeki, eleştirel değerlendirme ve sosyokültürel bakışa duyduğum ihtiyaçtan doğdu aslında. Bu kavramları bilmenin kendimizi tanımanın bir aracı olduğunu düşünüyorum fakat bir şerh düşmek gerekiyor. Çünkü havada uçuşan bu kelimeleri kimliğimiz zannedebiliyoruz, kategorilerden fazlası olduğumuzu unutabiliyoruz. Hiçbir bağlanma stili, ebeveynlik modeli, davranış örüntüsü, travma yaşantısı kimliğimiz değil. Hitap edilen kitle ebeveynler olunca özellikle annelerin hedeflendiği ana akım kavramlara sık rastlıyoruz.

Diğer yandan “Çocuğunuzun şöyle yapmasını istiyorsanız beş madde!” gibi yüzeysel reçetelere denk geliyoruz. Oysa reçete, bir öğrenme yaratmıyor. Zihni, dar bir alana sıkıştırıyor, ezberden konuşuyor. Bir kavram atıyoruz ortaya, ebeveyn yetersizlik ve suçlulukla baş etmeye çalışıyor. Ötesini berisini anlatmaya; çoklu bakış açılarından, disiplinlerarası bilgilerden bahsetmeye ihtiyacımız var. Sınıfı, kültürü, toplumsal cinsiyeti, sosyokültürel bağlamı önemsiyorum sözlükte.

Bu kavramlarla birlikte karşımıza çıkan "yeni nesil ebeveynlik" nedir peki, nasıl bir dönüşümü tarifliyoruz?

Yeni nesil ebeveynlik, çok yönlü ve çeşitlilik içeren bir tanımı hak ediyor fakat kendi durduğum yerden yapabileceğim en çatı tanım: Geleneksel/ eski kuşak ebeveynliğin aksine ebeveynden çocuğa yönelen otomatik davranışları, ezbere tutumları fark etmeye, ayıklamaya ve değiştirmeye gayret eden ebeveynlik... Bilgiye erişebilirliğin kolaylaşması pozitif disipline, duygu ve ihtiyaç farkındalığına da zemin oluşturdu. Aslında ebeveynler kendilerine bazı sorular sormaya başladılar: “Benim ihtiyacım olan ebeveyn nasıl bir ebeveyn olurdu? Ben nasıl büyümek, yetişmek isterdim?” Bu sorulara her bağlamda cevap verebilmek mümkün.

Fakat bu dönüşümün bazı handikapları da oldu: Performans kaygısı, mükemmeliyetçilik, tüketim eğilimi arttı. Sözlükteki kavramların ortaya çıkmasında, duyulmasında ve popüler olmasında yeni nesil ebeveynlerin kendilerine dikkatle bakmak istemesinin payı büyük. Dijitalleşmenin, sosyal medyanın, dijital hikaye anlatıcılığının etkisi de su götürmez bir gerçek.

Snowplow ebeveyn, maternal gatekeeping, latte baba, peerenting, ebeveyn aktivizmi bunlar ne demek?

Öncelikle bunların hiçbiri Türkiye çıkışlı kavramlar değil. Amerika ve Avrupa’da ortaya çıkmış, bazen sadece sosyal medya sohbetlerinde üretilip popüler psikoloji yayınlarında ele alınmış, sayılı şekilde bilimsel makalelere girmiş veya bilimsel üretimde hiç yer verilmemiş kavramlar…

Snowplow ebeveyn, ortada bir tehdit veya tehlike olmadığı halde çocuğu her potansiyel zorluktan uzaklaştıran; yaşam yolunu aşırı bir korumacılıkla engellerden arındıran ebeveyn demek. Snowplow denmesinin sebebi de bu, kar küreme makinesi sadece karı kaldırarak yol açar, hayatımızı kolaylaştırır. Bunu bir tutum olarak ebeveynlikte gördüğümüzdeyse büyüme ve gelişmenin önünde kendisi bir engele dönüşür. Çünkü zor yaşantı, konforsuz duygu hiç yaşanmaz ve yaşanması da engellenirse çocuk bunlarla nasıl baş edeceğini öğrenme fırsatı da bulamaz.

Bu kavramı eleştirel bir biçimde ele aldığımızda ayyuka çıkan birkaç kritik nokta var: Birincisi, ebeveynler geçmişe göre daha kaygılı, daha güvensiz. Güvende hissetmeyen, yüksek düzeyde kaygı yaşayan bir ebeveyn kontrolcülüğü, çocuğun asgari düzeydeki zorlanmasını engellemeyi düzen ve güven ihtiyacını karşılamak için yapıyor.

İkincisi, öğrenilmiş ebeveynlik, kendi çocukluk yaşantıları. Çocukluğunda ihmal deneyimi olan, ihmal örüntüsüyle büyüyen ebeveynler için snowplow ebeveyn davranışları, bir tür sağaltım aracı oluyor. “Ben ihmal edildim ama çocuğum edilmeyecek” arzusuyla işlevsel olmayan bir aşırı bakım verme davranışı gözlemleyebiliyoruz.

Üçüncüsü ise yetersizlik düşünceleri. Yeni nesil ebeveynliğin yanlış yorumlanan, gerçekdışı ve kırılgan bir kusursuzluk anlatısı var. Biraz da bu yüzden snowplow ebeveynlik davranışlarının arttığını söyleyebilirim sanırım. Her şeye yetmeye ve yetişmeye çalışan, bunu yapmadığında yetersiz olduğunu düşünen, çocuk sağlıklı çatışmalar yaşadığında dahi “Ben bir yerde yanlış yapıyorum” diyerek kendini suçlayan, toplumsal olarak da duygusal şiddete maruz kalan ebeveynleri görüyoruz burada. Oysa kusursuzluğun, kusur olduğu bir süreç insan gelişimi.

Maternal gatekeeping ise annenin bakım emeğinde bir tür güvenlik personeline, kapı bekçisine dönüşmesi. Sık mikro müdahalelerle gözlemleniyor. Anne, babanın veya başka yetişkinlerin bakım verme pratiklerini sürekli düzeltiyor; yetersizlik mesajları veriyor; sistematik bir şekilde kontrol sağlamaya ihtiyaç duyuyor. Kavramı buraya kadar anlatınca bir annenin bundan suçluluk duyması çok kolay gerçekleşir. Bu yüzden bu kavramı feminist perspektiften ele almak gerekiyor.

Patriyarka, annelere “her şeyi en iyi yapma ve en iyisini bilme” görevi veriyor. “Babalar, anneler kadar iyi çocuk bakamaz” diyor. “Bakım kontrolü sende olmazsa ve işler yolunda gitmezse senden bilirim, faturayı sana keserim” diyor. Maternal gatekeeping, annenin iktidar mücadelesi gibi görünse de bir tür kaygıyla baş etme stratejisi. Anne kapıyı tutar çünkü suçlanma, yadırganma, kusurlu bulunma tehdidini aza indireceğini varsayar, kaygıyla baş etmeye çalışır ama bu, işlevsel bir baş etme yöntemi değildir. Kapının ardında hâlâ tehdit altında ve kaygılı hisseder. Genellikle yalnızlık, tükenmişlik ve öfke gibi duygular yaşar.

Latte baba, sosyal medyadaki video kesitlerde çok sık karşımıza çıktı son zamanlarda. İskandinav ülkelerindeki babaların, aktif bakım veren ebeveynler olması sempati, neşe ve merak uyandırdı. Bu kavramı ele alan birçok uzmana ve içeriğe denk geldim ben de daha sonra. Fakat en başta da söylediğim gibi yapısal........

© Bianet