menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Site kapılarında gasp edilen çalışma hakkı: “Biz tehlike değil, ihtiyaç taşıyoruz"

25 0
24.02.2026

Türkiye genelinde moto kuryeler, uzun zamandır motosiklet girişinin yasak olduğu ve teslimat noktasına yüzlerce metre yürüme mesafesi bulunan sitelerin önünde videolar çekerek, CİMER’e şikayet dilekçeleri yazarak ve yaşadıkları haksızlıkları sosyal medyada paylaşarak seslerini duyurmaya çalışıyordu.

Ancak bireysel şikayetlerin ve dijital tepkilerin yeterli olmadığı bu süreçte, İstanbul Esenler’de bir kuryenin site içerisinde başlattığı fiili protesto, bu kronikleşmiş sorunu Türkiye’nin gündemine taşıdı.

Aralık ayında Türkiye’nin dört bir yanından kuryeler, bu keyfi uygulamalara karşı "Engelsiz Teslimat Kampanyası" başlatarak "güvenceli, insani ve güvenli bir teslimat düzeni mümkün" diyerek bir araya geldi. Kampanya kapsamında veri toplama, hukuki rehber hazırlığı ve P1 belgesi düzenlemelerinin revize edilmesi gibi somut adımların atılması hedefleniyor.

Eylem sırasında site sakinlerine hitaben konuşan kurye, meslektaşlarına da dayanışma çağrısında bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu sitede yol olmasına rağmen motosiklet sokulmuyor. Ağır siparişlerinizi taşımak zorunda kalıyoruz. Tüm kuryelerden bir şey istiyorum; bu sitelere geldiğinizde eyleme geçebilirsiniz. Siteleri motosiklete açacaksınız ya da sipariş vermeyeceksiniz.”

İlk kez bir kuryenin "site içi hukuk" düzenine karşı bu kadar net ve doğrudan bir duruş sergilemesi, meslektaşları arasında büyük yankı uyandırırken; merkezi medya organlarının da dikkatini çekti.

Platform firmalarında işe başlarken çok sayıda belge sunan kuryeler, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından verilen P1* Belgesi’yle kayıt altına alınmış yasal çalışanlar. Ancak "güvenlik" bahanesiyle kapılarda durdurulup ağır paketlerle yüzlerce metre yürümeye zorlanmaları, bu durumu basit bir iş zorluğundan çıkarıp sistematik bir ayrımcılık haline getiriyor.

Platformların algoritma baskısı ile site yönetimlerinin keyfi kuralları arasında sıkışan kurye emekçilerinin geldiği son noktayı, o protestoyu gerçekleştiren kurye ile konuştuk. Sahadaki gerçek mücadelenin, "ikinci sınıf muamele"nin ve çözüm arayışının detaylarını kuryenin kendi ifadeleriyle sunuyoruz.

"Motosikleti kapıda bırakıp 600 metre yürümek benim işim değil"

İstanbul Esenler’deki o eylem anına gidelim... Sizi kaskınızı çıkarıp site sakinlerine yüksek sesle seslenmeye iten esas duygu neydi? O an "artık yeter" dedirten, sabrınızı taşıran son olay ne oldu?

Sabrımı taşıran nokta bilinçsizlik oldu. Ben trafikte tehlikeli bir iş yapıyorum, üstüne çalışmış olduğum algoritmanın mobbingine maruz kalıyorum. Ben bu şartlarda çalışıp yine de insanlara karşı hoşgörülü olmaya çalışırken, onların bizi görmemesine tahammülüm kalmadı. 20. kata sipariş çıkardım ve müşteri yüzüme bile bakmadı.

Benim işim motosiklet ile A noktasından B noktasına en kısa sürede teslimat yapmak. Yaya kurye değilim, moto kuryeyim. Motosikleti kapıda bırakıp 500-600 metreyi, her iki elimde de ağır poşetlerle taşımak benim işim değil. Yürümek ve kat çıkmak benim 20 dakikama mal oldu. Çantada diğer sipariş bekliyor; eğer yemek siparişi ise soğuyor ve gecikmeden kaynaklı algoritmanın mobbingine maruz kalıyorum.

Özellikle Emlak Konut siteleri sadece kurye motosikletinin girişine kapalı. Benden hizmet isteyen insanlara o anki düşüncelerimi aktarmak için eyleme geçtim. Bu durumu site sakinleri de bilmeli, öğrenmek onların da hakkı. Yılların birikimi kendini dışa vurdu.

"20 kiloluk ekipman ve 50 litre suyla sınıfsallığı kabul etmiyorum"

Site kapısında motoru bırakıp, sırtınızda ağır paketlerle yazın sıcakta kışın soğukta yüzlerce metre yürümeye zorlandığınızda neler hissediyorsunuz? Bu durumu sadece "işin zorluğu" olarak mı görüyorsunuz, yoksa size yaşatılan bir "dışlanmışlık" olarak mı?

Site kapılarında motoru bırakıp yürümeye mahkum edilmek, benim için tam anlamıyla sınıfsallığı kabul etmek anlamını taşıyor. Özellikle İstanbul’daki sitelerde bu durumu çok yaşıyorum. Eski........

© Bianet