We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Horgörü öğünü

8 0 0
11.06.2022

bakma öyle kibir kibir ağbeyim

bakma öyle horgörük

(İnsan Pazarı, Hasan Hüseyin Korkmazgil)

Popüler çevrimiçi ortamlarda tuhaf ve ilginç bir tartışma dönüyor: Temizliğe gelen kadına öğle yemeği verilir mi?

Aklı gündemin kenarındaki bu tartışmaya takılan ve bu yüzden öfkelenenlerden biri de benim. Hissettiklerimi anlamlandırmaya çalışırken not ettiklerimi, biraz öfkem dışıma çıksın biraz da tartışma “timeline”ların maymun iştahlı oburluğuyla tırtıklanıp çöpe gitmesin diye paylaşmak istiyorum.

Başlamadan önce birkaç hatırlatma yapma zorunluluğu hissediyorum: Öncelikle yeni bir şey söylemek, dahası söylenmiş olanların hepsini bilmek ve aktarmak iddiasında değilim. Elbette sınıf yazınında ve feminist yazında daha fazlası söylenmiştir. Üstelik “orta sınıf” bir erkek olarak, bir fırın ekmek yesem dahi anlayamayacaklarım ve haddime olmayanlar mutlaka vardır. Bunları herhangi bir ima ya da “ama” olmadan kabul ederek başlıyorum.

Ayrıca, açık ya da örtük biçimlerde “verilmez” diyenlere kızgınım ancak bu yazıda onlara diyecek pek sözüm yok.

Burada daha çok, yüksek sesle “verilir” diyenlerin iyilik ve cömertlik tınısıyla dillendirdiği şiddet söylemlerinin altını çizmeye çalışacağım.

Sofrada sınıf karşılaşması

Söz konusu tartışmada, sınıf karşılaşmasına giden yol “bir tabak yemek”ten geçiyor. Sofrayı donatan söylemler ise buram buram kibir kokuyor.

Masanın bir tarafında, lafı eğip bükmeden “O kadar para veriyorum, üstüne yemek mi vereceğim!” diyenler var. Sırtını “performans” ya da “istihdam biçimine” bağlı gerekçelere yaslayarak “Duruma göre verilir” diyenleri de eklersek, sayıları hiç de az değil.

Öte tarafta ise çok sayıda yüce gönüllü(!) paylaşım “eli öpülesi”, “cefakâr” ve “emekçi” kadınların da canı olduğunu, “onlar”ın da “insan” olduğunu hatırlatarak “elbette” verilmesi gerektiğini söylüyor. Bu saflarda olup iyilik ve cömertlikte sınır tanımayanlar ise yemek vermek ne kelime, “birlikte oturup” yediklerini, dahası çay ve “hatta kahve bile” içip “sohbet dahi” ettiklerini söylüyor.

Tadımlıklardan anlaşılacağı üzere, masada horgörünün her çeşnisi mevcut.

Dikkatimi en çok çeken ise kırmızı top biber ile çikolatanın şaşırtıcı uyumu, yani aynı yağda bir güzel kavrulan “verilmez” ve “verilir”lerin damaklarda bıraktığı ortak tat. Bir başka deyişle, toplumun farklı sınıfsal, siyasal, kültürel ve cinsiyete dayalı mutfaklarına özgü hissetme yapılarının aynı söylemin şişine dizilerek yatay kesilmesi.

Cömertlik soslu “güler yüzlü şiddet”

Benzer bir dertle yazdığım başka bir yazıda[1] yoksulluğu “başka tanımlarının yanı sıra, merhamet tınısıyla seslendirilen şiddet yüklü........

© Bianet


Get it on Google Play