Bolivya’da sağcı hükümet yakıt sübvansiyonlarını kaldırdı: İşçiler sokağa indi
Latin Amerika ülkesi Bolivya, akaryakıt krizinde sağcı hükümetin attığı adımlara karşı işçi eylemleriyle sarsılıyor.
Kasım'da Devlet Başkanlığı koltuğuna oturan Rodrigo Paz, akaryakıt fiyatlarındaki devlet kontrolünü kaldırdı.
Bir önceki iktidar Sosyalizm için Hareket (MAS) tarafından uzun yıllardır uygulanan fiyat kontrolünün kaldırılmasıyla birlikte en yoksul kesimlerin üretime katkı sunmasının engellendiğini söyleyen işçiler genel grev ilan etti.
Madenciler, fabrika işçileri, öğretmenler ve koka yetiştiricileri gibi çeşitli sektörlerden gelen işçiler, ürünlerin fiyatlarını arttıracağını düşündükleri 5503 Sayılı Kararname’nin geri çekilmesini talep ediyor.
Ulusal çapta örgütlenen genel grev 22 Aralık’ta başladı. Ülkenin 9 bölgesinden altısında yol kapama eylemleri düzenlendi. Madenci yürüyüşleri ve trafiğe kapatılan yollar haricinde şehirlerde de işçiler tepkilerini dile getirdi.
Başkent La Paz’daki yürüyüşte konuşan Bolivya İşçi Sendikası’nın (COB) Merkezi İşçi Yürütme Komitesi Sekreteri Mario Argollo, “Milyonerlere ve patronlara vergi yükümlülüklerini kaldırdılar. Artık varlık vergisi vermiyorlar. Ama halka açlık kararnameleri, sefalet kararnameleri çıkartıyorlar. Buna izin veremeyiz. Yoldaşlar, bu hareket zafer kazanana kadar devam etmeli” diyerek 5503 Sayılı Kararname geri çekilinceye kadar devam mücadelelerinden vaz geçmeyeceklerini söyledi. Hükümetin doğal kaynakları ve kamu şirketlerini sattığını dile getiren Argollo, “Milyonerler daha da milyonerleşirken, yoksullar daha da yoksullaşıyor. İşte buna izin veremeyiz!” diye konuştu1.
Madenci liderlerinden Alfredo Uño, dizel akaryakıt fiyatlarındaki artışın özellikle küçük ve orta büyüklükteki şirketlerin masraflarını ciddi şekilde arttıracağını vurguladı. Tele Sur’da yer alan habere göre Uño, Kararname ile birlikte cevherin işleme tesislerine taşınması için gerekli olan damperli kamyonlar ya da kompresörlerin bu karardan doğrudan etkileneceği uyarısında bulundu2.
‘Hidrokarabon fiyatlarını gerçeklikle uyumlu hale getirmeyi amaçladıklarını’ syöleyen Paz ise Kararname’yi sosyal medya hesabından savundu, ‘Yakıt tedarikini garanti altına almak ve rezervlerimizin tükenmesini durdurmak için zor ama gerekli bir karar verdiklerini’ dile getirdi. Elde edecekleri yeni kaynakların yarısının yerel yönetimlere dağıtılacağını ve daha iyi hastaneler ve okullar gibi hizmetlere dönüşeceğini ileri sürdü3.
ABD’nin ‘istikrarı, refahı ve yatırımı yeniden tesis etmeyi amaçlayan reform paketi’ ifadeleriyle memnuniyetle karşıladığı bu Kararname, aslında Bolivya’da yaşanan çok daha köklü bir değişime işaret ediyor. Bolivya’da yaklaşık 20 yıldır hükümette solcu MAS bulunuyordu. Eski Devlet Başkanı Evo Morales, 2019’daki darbe sonrasında ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bolivya darbeyle iktidara gelen aşırı-sağcı Jeanine Áñez döneminde yerli ve işçi protestolarıyla sarsıldı.
Bir sonraki 2020 seçimlerinde Luis Arce liderliğindeki MAS seçimleri kazandı. Fakat Arce ile Morales’in arası arası açıldı. İki yıldır ekonomik krizle boğuşan, 2024’te ise başarısız bir darbe girişimin yaşandığı Bolivya’da bu çift başlılık ayrılıkla sonuçlandı. Morales 2025’deki seçimlerde ‘geçersiz oy’ çağrısı yaptı ve seçmenlerin %’i bu çağrıya kulak verdi. MAS ise yüzde 3 gibi bir oy olarak siyaset sahnesinden silinme ihtimaliyle karşı karşıya kaldı. Sonuç olarak seçimlerin ikinci turunda, neoliberal politikalarda uzlaşan iki sağ aday yarıştı.
Seçimlerin galibi ABD işbirlikçisi Rodrigo Paz olunca beklendiği üzere ülke siysetinde radikal bir dönüşüm yaşandı.
İsrail ile ilişkileri yeniden kuruldu ve 2008'den beri Bolivya'ya girişi yasaklanmış olan ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'nin ülkeye yeniden girmesine izin verildi. ABD ve İsrail vatandaşlarına vize serbestiyesi getirildi4. Ayrıca hükümet, ABD'nin Bolivya'yı lityum için yağmalamasına da izin vermeyi planlıyor5.
Bugüne kadar geçen 20 yıl boyunca Morales liderliğindeki hareket toplumsal ve ekonomik bir dizi önemli reform yaptı. Ülkenin büyük bir çoğunluğunu oluşturan yerli halklara tanınan temsil ve kimlik hakları gibi sübvansiyonlar da ekonomik reformlarda öne çıkan bir uygulamaydı.
Ağustos'ta ilk tur seçimlerinin hemen ardından Latin Amerika üzerine çalışan İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Ertan Erol ile konuştuğumuzda kendisi bu sübvansiyonların Bolivya için önemine © Bianet





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin
Chester H. Sunde