menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Lazların “Eski Hesap” Yeni Yılı Yeniden Canlanıyor

15 7
13.01.2026

Bereketi çağıran sofra, ocağı söndürmeyen ateş, hayvanlar arasında barışı tesis etme ritüelleri

Saha notu: Kasaba merkezinde yeni yıl

Ocak ortası… Rize’nin Pazar, Ardeşen, Fındıklı hattında ve Trabzon çevresinde “yeni yıl” denince akla artık yalnızca ev içi hatıralar gelmiyor. İnsanlar köylerden kasabalara taşındıkça, ritüeller de yer değiştirdi: son iki yıldır, kasaba merkezlerinde zamana uydurularak, kimi yerde iki gün önceden başlayıp devam eden kutlamalar görülüyor. Meydanlarda buluşmalar, afişler, söyleşiler, küçük canlandırmalar… Bir zamanlar ev içi pratiklerle sınırlı kalan Tzanaağani, bugün yeniden hatırlanan ve bayram coşkusuyla yaşanan bir topluluk zamanına dönüşüyor.

Bu yazı, Lazların “eski hesap” yeni yılını (13 Ocak akşamı – 14 Ocak sabahı) tek bir köyün sabit ritüel listesi gibi sunmuyor. Çünkü sözlü kültür verileri bize şunu söylüyor: Uygulamalar yerden yere değişebiliyor; bazıları bazı köylerde var, bazılarında yok. Yine de anlatıların ortaklaştığı bir ana iskelet var: yeni yıla nasıl girilirse yıl öyle geçer. Ritüellerin çoğu bu temel mantığa bağlanıyor: bereketi çağırmak, uğursuz olandan uzak durmak, zararlı olanı uzaklaştırmak, evi ve ocağı korumak, hayvanın, toprağın ve tohumun verimini güvenceye almak.

Üç zaman, tek düşünce sistemi: 13 Ocak gündüz – 13 Ocak akşam – 14 Ocak sabah

Tzanağani anlatıları, ritüellerin üç ayrı zaman bloğunda toplandığını gösterir:

Gündüz, hem fiziki hem sembolik bir “hazırlık” günüdür. Ev, avlu, çevre toparlanır; kimi anlatılarda ahşap evlerde haşereye karşı temizlik uygulamalarından söz edilir. Aynı gün evin yiyecekçe “dolu” olması önemsenir: sadece kışlık yiyeceklerin saklandığı yerlerden (serenti/nayla) değil, gerekirse alışveriş yapılarak… Mantık basittir: ev doluysa yıl dolu geçer, bereket kapıdan eksik olmaz.

Gündüz ritüellerinin en canlı olanlarından biri yüzlerini boyamış, başlarını örtmüş, farklı giysiler giymiş çocukların torbalarla ev ev dolaşmasıdır. Torbalar kapıdan uzatılır ya da evin içine atılır; maniler okunur. Ev sahipleri elma, armut, ceviz, fındık, pişmiş mısır, kestane, kyume gibi yiyeceklerle torbaları doldurur. Burada çocuk, yalnızca “şeker toplayan” figür değildir; bereketin evden eve dolaştırıldığı bir uğur taşıyıcısıdır.

Akşam, kimi yerlerde komşuların bir evde toplanmasıyla (oǩoxuna) topluluk boyutu güçlenir. Bazı anlatılarda eve giderken mısır ve odun götürmek özellikle vurgulanır: mısır kaynayacak, ateş yanacak, sohbet uzayacaktır. Bu “yükü paylaşma” aynı zamanda yeni yılın ahlakını kurar: bereket, önce ilişkilerde dolaşır.

Bu geceye ilişkin en güçlü motiflerden biri, ateşin sabaha kadar sönmemesidir. Ocağa düzenli odun atılır; herkes yatmadan önce sabaha dek yanacak iri bir odun bırakılır. Ateş burada sadece fiziksel bir unsur değil; ocağın (ailenin) sürekliliği, evin diriliği ve bereketin korunmasıdır. Ateşin sönmesi uğursuzlukla ilişkilendirilir; ateşi canlı tutmak yeni yıla “diri” girmek demektir.

14 Ocak sabahı (Moǩunçxa): Eşik, ahır ve bereketin “kuruluşu”

Yeni yılın asıl “kurucu” ritüelleri sabah yoğunlaşır. Eşik, ahır ve toprak; kaderin yeniden ayarlandığı üç ana mekân gibi düşünülür.

14 Ocak sabahında evin eşiği (ǩat̆at̆iri) kritikleşir. Eve ilk girenin uğurlu olması istenir; bunun için bazı yerlerde özellikle bir çocuk seçilir. Anlatılarda kimi kız çocuklarının “uğurlu” sayılması dikkat çekicidir: Çocuğun doğumundan sonra ailede iyi gelişmeler yaşanmışsa (ev sahibi olmak, refaha kavuşmak gibi) çocuk “hayra vesile” kabul edilir. Yeni yıl sabahı komşu eve gidip kapıyı çalar; içeri alınır ve bereket eve yayılsın diye evin odalarında gezdirilir, ikram edilir. Bu, bereketi soyut bir dilek olmaktan çıkarıp somut bir beden ve ilişki üzerinden kurmanın yoludur.

Adı ilk duyulduğunda gülümsetebilen bu ritüel, aslında yeni yıla dair umut ve korkuların en açık dille ifade edildiği sahnelerden biridir. Anlatılarda evin büyüğü sabahın erken saatinde evin genç erkeğini kaldırır; eline balta verir, tavan arasına gönderir. Genç, evin ana kirişine/çatı ağacına vurarak ses çıkarır. Aşağıdan soru-cevap başlar:

Bu diyalog, tekrar tekrar farklı başlıklarla sürer. Önce istenmeyenler kovulur: hastalık, kaza, bela… Sonra iyilikler çağrılır: bolluk, bereket, hayır… Bu ritüelin “kısırlaştırma” kelimesi, yalnızca pireye dair değil; gereğinden fazla olanın, dengesiz çoğalanın, kontrolsüz artanın etkisizleştirilmesi anlamını taşır.

Yeni yıl sabahı yalnızca aile bireylerinin katılımıyla sabah yemeği yenir. Bu yemeğe komşular ya da dışarıdan kimse dâhil edilmez. Yeni yılın ilk........

© Bianet