Dünden bugüne: Sürgün ve cevapsız sorular |
Eylül 2018’di. Dersim’in dağları günlerdir yanıyordu. Ali Boğazı 13 gün, Bali Deresi 5 gün alevlere teslim olmuş, Kutu Deresi yedinci gününde hâlâ yanıyordu. Biz “müdahale edin, söndürün” çağrıları yaparken, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel sosyal medya hesabından ışıklandırılmış ağaç fotoğrafları paylaştı: “Tunceli... Ağaçlarımız da ışıl ışıl...”
“Sayın Vali, Dersim’in ağaçları günlerdir gerçekten ışıl ışıl yanıyor. Kuşun yuvası, kaplumbağanın evi, sümbülün, papatyanın, keçinin, vaşağın yaşam alanı cayır cayır yanıyor. Yapay ışıklarla değil, Seyit Rıza Meydanı’ndan dönüp duman tüten gerçeğe bakmak gerekir.”
Hedef gösterme ve sürgün
Bu sözlerim üzerine Vali Sonel ile sosyal medyada sert bir tartışma yaşadık. Beni “provokasyon yapmakla” suçladı. Ben “Kutu Deresi yanıyor, söndürmeye giden gönüllüler engelleniyor” dedim. Yazışmalar uzadı.
O süreçte Sonel’in açıklamalarını inandırıcı bulan tek kişi CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’du. Eskiye dayalı dostluğumuz bulunan bu kişi, bana ulaşmak yerine Elazığ’dan Tuncay Sonel’in aracıyla yangın bölgesine........