İstanbul’daki Rojava protestosuna polis müdahalesi

Demokratik Kurumlar Platformu, Şam yönetiminin Halep’in Kürt mahalleleri Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye yönelik saldırıları İstanbul’da Şişhane Meydanı’nda protesto etti.

Grup sık sık sloganlarla saldırılara tepki gösterirken “Biji Serik Apo” sloganı atılınca polis, “Kanunsuz slogan atılıyor, derhal son verin bu uyarıdır" diye uyardı. Müdahale sırasında en az 50 kişi gözaltına alındı.

Polis Şişhane’deki eyleme müdahale etti çok sayıda kişi gözaltına alındı pic.twitter.com/QZI1TP2nbr

Demokratik Kurumlar Platformu’nun bileşenlerinin temsilcilerinin konuşmalarının ardından açıklama okundu.

Açıklama sonrasında alandan çıkan gruplara polis müdahale etti. Çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Açıklama özetle şöyle:

"Saldırıların tam da Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusuyla entegrasyonunun ve siyasi çözüm arayışlarının tartışıldığı bir süreçte gerçekleşmesi son derece manidardır. Bu durum, yaşananların çözüm ihtimalini sabote etmeyi amaçlayan çözüm karşıtı odaklar tarafından bilinçli biçimde kışkırtıldığını göstermektedir. Kürtleri hedef alan bu saldırılar yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de dinamitlemektedir.

Bu saldırıların aynı zamanda Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecini olumsuz etkileyeceği açıktır. Rojava’ya yönelik bu düşmanca tutum, SDG’nin entegrasyon ve çözüm yönündeki çabalarını zayıflatmayı, bölgesel barış ihtimalini sabote etmeyi amaçlamaktadır. Çözüm karşıtı güçler, savaşı derinleştirerek halklar arasındaki demokratik ve barışçıl gelecek ihtimalini boğmak istemektedir.

Ayrıca altını özellikle çiziyoruz: Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik bu saldırılar, daha önce Süveyda’da Dürzilere, Alevi yerleşimlerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların devamı niteliğindedir. Bu saldırılar, Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal dokusunu hedef alan, halkları birbirine düşmanlaştırmayı amaçlayan karanlık bir aklın ürünüdür. IŞİD çetelerine karşı tarihi bir direnişe sahiplik yapan Kürt halkı ve Suriye Demokratik Güçleri Ortadoğu’da barışın, demokrasinin ve özgürlüklerin tek teminatıdır. Bütün dünyanın bildiği ve kabul ettiği bu hakikat, geleceğini HTŞ çetelerinde gören, çıkarlarını HTŞ üzerinden korumaya çalışan yerel ve bölgesel güçler tarafından boğulmaya çalışılmaktadır.

Türkiye’nin HTŞ ve lideri ile kurduğu ilişkinin, bugün yaşanan saldırılarda etkili olduğu aşikardır. Bu ilişki ve diyaloğun Suriye’ye ve Suriye halklarına hiçbir gelecek sağlamadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Halkların güvenini kazanmış Suriye Demokratik Güçlerinin tüm diyalog ve diplomasi girişimlerinin engellenmesi, bir tehdit olarak lanse edilmesi savaş ve tekçilikte ısrardan başka bir şey değildir. Zaten sorun; eskinin artık yürümediği, yenilenmenin, değişimin ve dönüşümün kaçınılmaz olduğudur. Yeninin adı da özgürlüktür, eşitliktir ve demokrasidir.

Kürt halkı bu saldırılar karşısında yalnız, savunmasız ve dağınık değildir. Kobanê direnişinin ortaya koyduğu tarihsel irade ve onurla, Rojava’nın kazanımlarını, Suriye halklarının haklarını korumakta kararlıyız. Özerk Yönetim’in ve halkların ortak yaşam iradesinin yanındayız. Kürt halkı, bu tür saldırılara karşı örgütlü, ulusal ve demokratik birlik ruhuyla, meşru direniş hakkını temel alarak duracaktır. Hiçbir güç, halkımızı teslim almayı başaramamıştır, başaramayacaktır.

Uluslararası güçleri, Birleşmiş Milletler’i ve ilgili tüm aktörleri artık izleyici konumundan çıkmaya çağırıyoruz. Sivillerin korunması için derhal sorumluluk alınmalı, saldırılar acilen durdurulmalı ve saldırgan güçler açık biçimde teşhir edilmelidir. Sessizlik, bu suça ortak olmaktır.

Buradan dünya kamuoyuna, Kürt halkının dostlarına ve demokrasi güçlerine açık çağrımızdır: Kürt halkını yalnız bırakmayın. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de direnen halkla dayanışmayı büyütün. Bugün Halep’te yaşananlar durdurulmazsa, yarın çok daha büyük yıkımların ve geri dönülmez kırılmaların önü açılacaktır.”

(EMK)

Minneapolis ve diğer ABD kentlerinde Trump'ın "göçmen avı" kampanyasını yürüten Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanlarının 37 yaşındaki Renee Nicole Good’u arabasının direksiyonunda öldürmesine karşı geniş bir protesto dalgası patlak verdi.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey ve Minnesota Valisi Tim Walz (2024 seçimlerinde Demokrat Başkan Yardımcısı adayı), federal hükümete şehirdeki ICE varlığına son vermesi çağrısında bulundu.

Kristi Noem'in ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ise, Good'u öldüren ICE ajanının, Good'un arabasıyla çarpması sonucunda yaralandığını ve iyileşmesinin beklendiğine dair bir öykü anlatıyor. Ancak yerel yetkililer bu anlatıyı kuvvetle reddediyor.

Olayı takip eden Birleşik Krallık gazetelerinden The Guardian, videolarda ICE memurlarının yaralandığına dair "görünür bir işaret olmadığını", The Independent ise görgü tanıklarının çektikleri videolarının DHS açıklamasını desteklemediğini bildiriyor.

Good'un öldürüldüğü Minneapolis'te federal göçmenlik binası önünde binlerce kişi toplandı. Göstericiler, “ICE defolsun” sloganları eşliğinde, Good’a adanmış pankartlar ve federal göçmen politikalarını protesto eden dövizler taşıdı. Bazı noktalarda polisin kalabalığı dağıtmak için biber gazı ve kimyasal maddeler kullandığı, protestocular ile polis arasında gerginlik yaşandığı bildirildi.

Minneapolis'in yanısıra, Chicago ve Midwest'te, Philadelphia, Pennsylvania Bölgesi'nde gösteriler, Los Angeles, Güney Kaliforniya’da büyük protestolar gerçekleştirildi. Los Angeles’ta Good’un öldürülmesine duyulan öfke, binlerce kişinin katıldığı yürüyüşlerle ifade edildi. Oregon'un Portland ve Eugene gibi kentlerinde öfkeli ve "adalet” vurgulu gösteriler yapıldı. New York, Albany’de kent meclisi üyeleri ve aktivistler Adliye Sarayı önünde ICE’nin şiddet uygulamalarını, ailelerin bölünmesini ve federal operasyonların çoğalmasını kınayan pankartlar taşıdı. San Francisco’da yüzlerce kişi ICE ofisleri önünde........

© Bianet