We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yangınlar ve içme suyumuzdaki tehlike

13 0 0
10.08.2021

*Fotoğraf: Fikri Bayhan, Antalya-Manavgat yangınından

Bu yazıda, önceki hafta ele aldığım yangınlar ile su kirliliği arasındaki meseleye devam edeceğim. Sularda yangınlar nedeniyle ortaya çıkan toksik kimyasal madde kirliliğini tespit edebilmek için ne yapılması gerektiğine değineceğim.

Son araştırmalar sulardaki toksik kimyasal madde kirliliğini tespit etmeye yönelik kamusal çalışmalarda bakış açımızı genelden (şebeke su sistemi) tikele (ev-konut-işyeri musluğundan akan su) gitmeyi gerektiren ciddi bir değişikliğe işaret ediyor. Bu konu sadece yangınla da ilgili değil, su aktarım sistemlerine zarar veren sel, deprem, kasırga, savaş ve çatışmalar gibi sorunlar için de geçerli. Sözün kısası, sulardaki kirlilik sorununun çok daha büyük bir önem kazanacağı bir sürecin başındayız. Şimdiden kafa yormalı ve önlem almalıyız. İnceleyebildiğim kadarıyla bile mesele çok kapsamlı. Bu yazıda sulara bulaşması muhtemel toksik kimyasalların kontrolü ve olası halk sağlığı risklerinin bertaraf edilmesi noktalarına değineceğim.

Yeni bir sorun

Türkiye’nin yakın bir gelecekte su kriziyle karşı karşıya kalma riski giderek büyüyor. Varolan su varlıklarını büyük bir dikkatle korumalıyız.

Koruma çalışmalarının en önemli parçalarından biri su varlıklarının kirletilmesini önlemek.

Su krizi sadece bir coğrafi bölgeye düşen su miktarının azalması ile ilgili değil. Suların kirletilmesi de onları kullanılamaz kılabiliyor. Bu nedenle tarımsal, kentsel ve endüstriyel faaliyetlerden açığa çıkan kirleticilerin sulara bulaşmasını önlemek gerekiyor.

Son yıllarda öne çıkan kirletici unsurlardan biri de yangınlar. Orman yangınlarının (özellikle de yerleşim bölgelerinde gerçekleşen yangınların) sular için ciddi birer kirletici unsur olabilecekleri anlaşılıyor.

Orman yangınlarının, sulara çeşitli kirleticilerin taşınmasına yol açtığı yeni bir bilgi değil. Yeni olan şey, yangınların daha uzun sürmesi, sıklığının artması ve yerleşim bölgelerini de içine alacak şekilde geniş coğrafi bölgeleri etkilemesi. Bu konuda en önemli faktörün iklim krizi olduğu düşünülüyor. Örneğin 1972-2018 arasında ABD’nin Kaliforniya bölgesinde, yaz mevsimindeki orman yangınlarında sekiz kattan fazla artış ve yıllık yanan alanda da beş kat artış yaşandığı belirtiliyor.

Şimdiden önlem almalı

Orman yangınlarının önümüzdeki yıllarda da geniş ölçekte ve daha sık karşımıza çıkacak olması kuvvetle muhtemeldir. Dolayısıyla koruyucu, önleyici çalışmalara ağırlık vermek ve hangi sorunların açığa çıkabileceğine kafa yormak gerekiyor. Şimdiden önem kazanan sorunlardan biri su kirliliğindeki artışlardır.

Yangınların yol açtığı toprak ve su kirliliği sorunu epeyce zor bir sorun. Özellikle de su kirliliği çok önemli. Yerleşim bölgesindeki bina, tesis, ev vb. yapıları etkileyen yangınların su güvenliği açısından yeni bir sorun yarattığı söylenebilir. Bu mesele son yıllarda yayınlanan çeşitli akademik makalelerde dile getiriliyor. Doç. Dr. Sedat Gündoğdu geçtiğimiz günlerde Yeşil Gazete’de bu konuya........

© Bianet


Get it on Google Play