We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Müsilaj sorunu ve salgın riski: Eleştirilere yanıtlar

34 0 0
08.06.2021

*Fotoğraf: Taçlı Yazıcıoğlu

Müsilaj sorunu Marmara Denizi’ni sarmış durumda. Bu sorun en başta kirletme olmak üzere, birbirini besleyen bir dizi sorunun bir sonucu.

Meseleyi henüz okumamış olanlar için bu sorunun nasıl ortaya çıktığını, Marmara Denizi’nin geçmişten günümüze nasıl kirletildiğini ele alan iki yazı önereceğim.

Yazılardan ilki Doç. Dr. Sedat Gündoğdu’ya ait ve neleri kaybettiğimizi (ve artık yerine tekrar koyamayacağımızı) hatırlatan, bir deniz göz göre göre bu ölçüde nasıl harap edilir sorusuna yanıtlar içeren “Marmara’da anlatılan, gelecek nesillere bıraktığımız talanın hikayesi” başlığını taşıyor.

Diğer yazı ise gazeteci Seçil Türkkan tarafından yazılan ve müsilaj meselesinde etkili olan faktörleri, meselenin geçmişini de ihmal etmeden ve ilgili kaynaklara da atıf yaparak ele alan “Bir sonuç olarak müsilaj: İklim değişikliği eylem planı için fırsat olabilir mi?” başlıklı yazı.

Geçtiğimiz hafta bianet’te yer alan yazımda Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununun bir halk sağlığı sorununa yol açabileceğini belirtmiştim. Yazıya bazı eleştiriler geldi. Bu yazıda eleştirilere yanıt vermeye çalışacağım.

Eleştirilerden ilki meselenin abartıldığı, denizdeki kirliliğinin bir kolera salgınına yol açmasının pek de olanaklı olmadığı şeklinde.

Abartılı bir sorunun içindeyiz

Marmara Deniz ekosistemindeki çökme halinin, olağanüstü büyüklükte bir sorun olduğunu düşünüyorum. Bir başka deyişle son derece “abartılı” bir sorunun içindeyiz zaten. Abartılı bir sorun, beklenmedik ve abartılı sorunlara yol açabilir mi? Açabilir.

Marmara Denizi ekosistemi denize derin deşarj yöntemi ile atılan atıklarla çökertildi.

Kirlilik yükünün azaltılması ile zaman içinde deniz temizlenebilse bile artık yeni bir ekosistemle karşı karşıya olacağımızı, eskiye dönüş olmayacağını bilmek gerekiyor. Kirliliği azaltmaya yönelik girişimler yapılsa bile mevcut durumun en az 5-6 yıl boyunca devam edeceği vurgulanıyor. Dolayısıyla mevcut sorunla yıllar boyunca uğraşmak zorunda kalacağımız apaçık gerçeklerden biri.

Bu durumda gerçekleşmesi olası yeni sorunlar üzerine düşünmek ya da başka neler olabileceğine kafa yormak akıllıcadır.

Bu olası sorunlardan biri de salgın hastalıklara ilişkin risklerin artmış olmasıdır.

Sorunlar birbirine bağlı

Bir önceki yazımda müsilajın çeşitli hastalık etkenlerine ev sahipliği yapabilecek bir ortam oluşturduğunu ve bu durumun bir salgına, örneğin kolera salgınına yol açabileceğini yazmıştım. Ancak burada temel meselenin müsilaj değil artık çok büyük ölçüde değişmiş Marmara Denizi ekosistemi olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorum. Mesele sadece müsilajda bulunan hastalık etkenleri ile sınırlı değil. Müsilaj yıkıma uğratılmış bir ekosistemin açığa çıkardığı sorunlardan biri sadece. Asıl mesele tahrip edilmiş, çökmüş bir ekosistemle karşı karşıya olmamızdır.

Bir ekosistemin ağır şekilde tahrip edilmesi, kirletilmesi ya da değişikliğe uğratılması bakteriler ve virüsler gibi hastalık etkenlerinin toplumsal hayata sıçramasını kolaylaştırır.

Hastalıklara yol açan bakteriler, çevresel baskılara (örneğin ekosistem değişimi-çöküşü gibi) yanıt olarak hızla evrimleşmek için mekanizmalar geliştirmiştir. Bu hızlı değişiklikler genellikle pandemik potansiyeli olan yeni hastalık etkenlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Esasen bir kural olarak ekosistemlerdeki altüst oluşların hastalık etkenlerinin insan toplulukları içindeki yayılımını kolaylaştırdığını söylemek olanaklıdır. Bu........

© Bianet


Get it on Google Play