We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bal ve polen çocuklar için sağlık riski oluşturabilir

17 0 0
14.09.2021

Son yıllarda gıdalarda bulunan pirolizidin alkaloidleri hakkında gerek akademik literatürde ve gerekse gıda güvenliği ve halk sağlığı ile ilgili kurumlarda yoğun bir tartışma var.

Pirolizidin alkaloidleri meselesine daha önce de değinmiştim (Link1, Link2). Ancak sevgili arkadaşım gazeteci Murat İnceoğlu, önceki hafta "bitkisel" ya da "doğal" olarak nitelenen ürünlere ve özellikle de çocukların tüketmesi için üretilen arıcılık ürünlerine ne ölçüde güvenebileceğimizi ve bu ürünlerin çocuk sağlığı açısından bir risk oluşturup oluşturmadığını sordu. Bu yazı sevgili Murat'ın sorusuna arıcılık ürünleri odağında bir yanıttır.

Pirolizidin alkaloidleri tabiatta bazı bitkilerde bulunan toksik etkili kimyasal maddeler. Sayıları epeyce kabarık ve dönüşüm ürünleri de epeyce fazla ama okuma kolaylığı açısından bu kimyasal maddeleri yazı boyunca pirolizidin alkaloidleri diyerek anacağım.

Pirolizidin alkaloidlerini yoğun olarak içeren bitkiler Boraginaceae, Asteraceae ve Leguminosae familyalarının üyeleridir. Bu bitkilerin tüketilmesi sonucunda otçul hayvanlarda başta karaciğer hasarı olmak üzere çeşitli hayvan hastalıklarının açığa çıktığı uzun zamandır biliniyor. Bu bitkileri içeren gıda maddelerinin ya da bu bitkilerden elde edilmiş gıdaların tüketilmesi ise insanlardaki pirolizidin alkaloidleri maruziyetinin ana kaynaklarını oluşturuyor.

Örneğin, bitki çayları, baharatlar ve tahıl ürünleri gibi gıdalar pirolizidin alkaloidlerini içeren bitkilerle birlikte hasat edilebilmekte ya da bal, polen başta olmak üzere çeşitli arıcılık ürünleri pirolizidin alkaloidleri içeren bitkilerden elde edilebilmektedir.

Hangi sorunlara yol açıyor?

Pirolizidin alkaloidleri insanlarda akut ve kronik sağlık sorunlarına yol açan, karsinojen (kansere yol açan) ve genotoksik (genlerde hasara yol açan) etkiler gösterebilen kimyasal maddeler. En fazla zarar verdiği organ ise karaciğerdir.

Elbette, açığa çıkacak sağlık zararı yaş, alınan miktar, maruz kalma süresi gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Aslına bakılırsa, tartışmaların düğümlendiği nokta da tam olarak burasıdır.

Pirolizidin alkaloidlerinin gıdalardaki dağılımı hakkındaki bilgiler çok yetersiz. Dolayısıyla pirolizidin alkaloidlerine günlük diyetimizde hangi gıdalardan ve ne ölçüde maruz kaldığımız sorusu –şimdilik- büyük bir belirsizlik içeriyor.

Buna ek olarak, yeme alışkanlıklarının toplumdan topluma ve aynı toplum içinde bölgeden bölgeye değişiklik göstermesi de meseleyi epeyce karmaşık kılıyor. Çeşitli kurumların bir kişinin günlük diyetiyle alabileceği maksimum pirolizidin alkaloidi miktarının ne olduğuna dair önerileri farklılık içerebiliyor. Kanımca, bu konuda net bir sonuca kısa sürede erişmek de olanaklı değil; bir başka deyişle bu konudaki tartışmalar bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.

Bu mesele hakkında Avrupa Birliği'ne bağlı Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) zaman zaman çeşitli yayınlar yapıyor. EFSA 2011'de, o zamanlar için yeterli veri bulunan tek gıda kategorisi olan balı yüksek oranda tüketen küçük çocuklar ve çocuklar için uzun vadeli sağlık sorunları olabileceği sonucuna varmıştı. Geçtiğimiz yılsonunda bazı gıdalardaki pirolizidin alkaloitlerinin maksimum seviyesinin ne olacağına dair yeni bir düzenleme yaptı. Ancak bu konuda detaylara girmeyeceğim.

Meselenin akademik boyutları, olası sağlık riskleri ve yıllardır süregelen tartışmalar için Almanya Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü'nün sitesinde yer alan yayınlara bakılabilir. Hem bu sitede ve hem de akademik yayınlarda yer alan........

© Bianet


Get it on Google Play