menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hukuk devleti geçmişle nasıl yüzleşecek?

9 0
yesterday

"Kalıcı barış, yalnızca silahların susmasıyla değil; adaletin konuşmasıyla mümkündür."

Yıllardır Türkiye'nin en önemli toplumsal ve hukuki meselelerinden biri olan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kamu görevinden ihraç edilen on binlerce kişinin durumu, bugün yeniden tartışılması gereken bir noktaya geldi. Özellikle örgütle iltisak veya irtibat iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan, ancak haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan binlerce kamu görevlisinin hukuki statüsü, yeni gelişmeler ışığında daha da önem kazandı.

Son dönemde kamuoyunda dile getirilen barış sürecine ilişkin gelişmeler ve örgütün silahlı faaliyetlerini sona erdirdiğine, kendisini feshettiğine yönelik açıklamalar, doğal olarak şu soruyu gündeme taşıyor:

Ortada artık faaliyet göstermeyen bir örgütle iltisak gerekçesiyle, insanlar kamu hizmetinden uzak tutulmaya devam edecek mi?

Bu soru yalnızca siyasi değil, aynı zamanda hukuki, vicdani ve demokratik bir soru.

KHK ile ihraç edilenlerin önemli bir bölümü hakkında ceza mahkemelerinde beraat kararları verildi, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi veya haklarında hiçbir ceza davası açılmadı. Buna rağmen birçok kişi kamu görevine dönememiş, sosyal güvenlikten çalışma hayatına kadar pek çok alanda ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldı.

Burada dikkat edilmesi gereken temel ilke, ceza sorumluluğunun şahsiliği ve masumiyet karinesi. Hukukun evrensel ilkelerine göre bir kişinin yalnızca iddialar üzerinden, kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmaksızın sürekli hak kaybına uğraması, hukuk devleti bakımından tartışılması gereken........

© Bianet