We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir İzmir türküsü: Yıkarız konakları…

7 0 0
16.10.2021

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Shakespeare’e bir göndermeyle başlayalım. “Yıkmak mı, yoksa korumak mı? İşte bütün mesele bu!”

Zaten hayat bir tiyatrodur ya, bu kez olay İzmir’de, Konak Atatürk Meydanında geçiyor. Bir de sosyolojinin efsane hocası Mübeccel Kıray’ın “Örgütlenemeyen Kent İzmir” kitabına gönderme yapalım; “Bir türlü meydanlaşamayan Konak Meydanı”nda diyelim.

İzmir’in önemli kent merkezidir Konak Atatürk Meydanı, ama geçen yüzyıl boyunca bir türlü kendine gelemedi.

Özellikle 1950’lerde dönemin belediye başkanı Rauf Onursal’ın Sarı Kışlayı yıktırmasından sonra, meydan “kentsel tarla” olmaktan kurtulamadı. -Tarla diyoruz, çünkü uzun bir süre İzmirliler buraya öyle derlerdi-

Son kez Ahmet Piriştina döneminde usta mimar Ersen Gürsel’in tasarımıyla olumlu bir görünüş kazanan meydan bugün yeni bir yıkım girişimiyle karşı karşıya.

Yıkılmak istenilen bina, projesi 1966 yılında, bir ulusal mimari proje yarışmasıyla elde edilen İzmir Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası. Aralarında Utarit İzgi, Muhteşem Giray, Muhlis Türkmen gibi dönemin mimarlık otoritelerinin bulunduğu jürinin seçtiği tasarım 1960’ların modern mimari anlayışını yansıtıyor.

Projenin müellifleri; Özdemir Arnas, Altan Akı ve Erhan Demirok. Binanın yapımına 1968’de başlanıyor ve türlü gecikmelerle 12 yıl süren inşaat, sonunda 1980’de tamamlanarak bina hizmete giriyor.

İBB Hizmet Binası, 21.000 metrekare kullanım alanı ile geçen 40 yılı aşkın süre boyunca belediye başkanlığını ve ilgili birimleri barındırıyor, kent halkına hizmet veriyor.

Kentlilerin belleğine Konak Meydanının tamamlayıcı bir parçası olarak yerleşiyor. Bugüne kadar İzmir’in geçirdiği depremlerde binanın taşıyıcı sisteminde endişe verici bir hasar gözlenmemiş.

Her ne kadar 30 Ekim 2020’de meydana gelen depremde yaşanan panikle bina boşaltılıp az-orta hasarlı ilan edildiyse de çoğu uzman bu tespite katılmıyor.

Soyer yıkım kararını açıklıyor

Depremden bir ay sonra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer yıkım kararını açıklayarak şöyle dedi:

“İzmir Büyükşehir Belediye binasını depremden bu yana kullanmıyoruz. Yaptırdığımız incelemede binamız az-orta hasarlı çıktı ve güçlendirilerek kullanılması önerildi. Ama biz bunu tercih etmiyoruz. Binayı yıkıp yerine tarihi Hükümet Konağı ile bütünleşen sembolik bir Başkanlık ve Meclis Binası yaparak kalan alanı Atatürk Meydanına katacağız.”

İlginçtir, yıkım kararına dayanak yapılmak istenen “İTÜ Raporu” o tarihte henüz ortalıkta yok. Muhtemelen birileri göz yordamıyla, olsa olsa diyerek ayaküstü “bilimsel” bir görüş verdi.

Başkan ve çevresindekiler kendi sezgilerine güvenerek bunu yeterli bulmuş olacaklar ki, bu karar verilirken kent halkına, kentlilerin sözcüsü olan örgütlenmelere, konunun uzmanlarına fazlaca danışılmamış, onların görüşleri dikkate alınmadı.

Kentsel demokrasinin gereği olan böyle bir süreç sonradan işletilmeye, yıkım kararının gerekçeleri sonradan oluşturulmaya çalışılıyor.

Soyer ve onu destekleyen, bina yıkılsın diyenlerin gerekçesi, son depremde binanın hasar gördüğü, betonarme taşıyıcı sistemin yeni depremlere dayanamayacağı noktasında toplanıyor.

Binayı kullanmanın belediye çalışanları ve kent halkı için tehlike oluşturduğunu söylüyorlar. Binanın depreme karşı güçlendirilebileceğini, ancak bunun yeni bir bina yapmaktan daha pahalıya geleceğini belirtiyorlar.

Ayrıca 40 yıllık bir binanın korunacak mimari mirastan sayılamayacağını, zaten binanın özgün olmadığını, Boston Belediye Binasının kopyası olduğunu ileri sürenler de var. Bu arada bazıları mevcut binanın, Konak Meydanının bütünlüğünü oluşturan diğer yapılarla uyum içinde olmadığını söylüyor ve yıkılarak yerine diğer binalarla uyumlu yeni bir bina yapılmasını öneriyor.

“Yıkılsın” diyenlerin en somut ve “bilimsel” dayanağı, İTÜ’den alınan rapor. İzmir’de bu konuda danışılacak akademisyen, uzman yok muydu, ne diye........

© Bianet


Get it on Google Play