‘İnsandan umudu kesme hakkına sahip değiliz’ |
“Benim ve benim gibilerin istediği, istediğimiz dünya, kimsenin kimseyi öldürmediği (o kadar da deli değiliz) bir dünya değil; kimsenin kimseyi öldürmenin haklı olamayacağı bir dünyadır.” Albert Camus’nün güçlü ve tutarlı ahlak anlayışının (söyleminin) özünü oluşturuyor bu cümle. Kötü eylemler kadar, “iyi” olanların da haklı gösterilmesini eleştiren Camus; “Hangi ahlak sadece şimdiki zamanda yaşamamızı sağlayabilir?” diye sormuştu.
Suçun haklı gösterilmesi veya gerekçelendirilip meşrulaştırılması kadar, yasaların suç hâline getirilmesi ya da suçu örtbas etmesinden dem vuran Camus, yasaya dönen suçun artık suç diye nitelenemeyeceğini, yaşadığı dönemde olup bitenlerden ve adaleti örseleyen zamanın ruhundan hareketle vurgulamıştı.
Âdil olmayan her politik hareketin yanı sıra âdil olmayan ve asla yanılmayacağı düşünülen adaleti de eleştiren Camus’nün bu bağlamdaki en önemli metinlerinden biri, ölüm cezasına dair kalem oynattığı Giyotin Üzerine Düşünceler’di. Şiddetin yasal güvenceye alınması olarak nitelediği ölüm cezasının, şiddete karşı şiddet ve suça karşı suç manasına geldiğini düşünen Camus, devletlerin de ideolojilerin de insan hayatını sonlandırma hakkına sahip olamayacağını temellendiriyor bu kitabında.
‘Hızlı’ ve ‘insancıl’ bir cinayet
Ölümle cezalandırılan bir kişinin infazının bir törene dönüştürüldüğünü ve bu eylemin, adaletin yerine getirilmesinden çok, toplumda oluşan öfkeyi bastırma amacı taşıdığını söyleyen Camus, bir veya birden çok cinayetin başka bir cinayetle “cezalandırılmasının” barışı ve düzeni sağlama konusunda ciddi şüpheler uyandırdığını da ekliyor. Diğer bir ifadeyle suçun ardından gelen öldürüm töreni, telafi amacıyla ve toplumu teskin etmek için lekenin üstüne yenisini çalıyor. Camus, bu durumu hastalık metaforuyla açıklıyor: “Kanser, bireye özgüyken idam cezası politik bünyenin kanseridir; aralarındaki tek fark ise şimdiye kadar kimsenin, kanserin gerekliliğinden bahsetmemesidir. Aksine idam cezası, yaygın biçimde, üzücü bir gereklilik olarak sunulur; gerekli olduğu için öldürmek meşrudur ancak üzücü olduğu için de hiç sözü edilmez.”
Adaleti tesis etmekle görevli olanların yanılmazlığına dair koşulsuz güvenin zemininin kayganlığını yanlışlıkla giyotine gönderilenleri örnek vererek gösteren Camus, “caydırıcı” denen idam cezasının toplumu lekelediği ve akıl yoluyla haklı çıkarılamayacağı görüşüne katılıyor. Dahası, cinayet işlemeye ve suça........