We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kürt Siyasetinin Geleceği: Yaşamak …

6 2 0
23.04.2019

Bu günlerde cezaevlerinde Öcalan ve tecrit için yapılan açlık grevleri ve ‘’intiharlar’’ göz önüne alındığında. Önümde duran yaşanması olası gelecek 30 yılı, geride bıraktığım geçmiş 30 yılla anlamak istedim. Bunu da biraz güncel siyaset; biraz geçmiş; birazda dış koşullar üzerinden yapmaya çalıştım. Dilek ve temennilerde bulundum.

Toplumlar, siyasal yapılar için ölüm pek mümkün olmasa da ‘’intihar’’ denemeleri olasıdır. Yeni şartlara uyum sağlamak mı sağlamamak mı ? Aşağıda okuyacağınız satırlar bu sorunun cevabındadır aslında.

Sistem değişikliğinin yaşamımıza getirdiği ilk boyut iki ‘’bloklu’’ sistem olmuştur. Dikkat edilirse blok ihtiyacı sadece cumhur başkanlığı seçiminde değil 2019 yerel seçimlerinde de kullanılmak durumunda kalmıştır. Dolayısıyla genel yada yerel, hangi seçim olursa olsun ‘’blok’’ ile seçime girme, sürekli karşımıza çıkacaktır. Bu cümleden olmak üzere kanımca seçim değerlendirmelerini de bu minval üzere yapmak yanlış olmayacaktır. Bu yüzden aşağıdaki yazıda, rakamlar ve yüzdeler ile ilerleyen bir yerel seçim değerlendirmesi yapılmamaktadır. Daha çok ‘’bloklu’’ sistemin yasal Kürt siyaseti (HDP) açısından değerlendirmesine daha yer verilmiştir. Artık ‘’Cumhur’’ ve ‘’millet adıyla’’ anılan iki temel blok var karşımızda. Kürtler ne yapmalı sorusu ve bunun cevabı geleceği belirleyecektir. Doğru cevap için hikayeyi biraz geriden başlatmakta fayda var. Bizde öyle yapacağız.

Batılı siyasal sistemle uyum arayışı; çok partili dönem…

Çok partili hayata geçişi (1945) inceleyen birçok çalışmada dış dinamiklerin etkisine vurgu yapılır. Örneğin Doç. Ali U. Özdemir Demokrat Parti’den (DP) asıl beklenenin ‘’Batı bloğuna (ABD-İngiltere) ‘demokrasi görüntüsü vermekte gerekli katkıyı veren...’mış gibi yapma’ oyununda, demokrasiye geçmiş̧ Türkiye görüntüsünü bozmaması içindir ’’ diyor.

Yine DP’nin kuruluş dönemini inceleyen Doç. Bekir Koçlar dış dinamikleri işaret ederek ‘’CHP'nin ve İsmet İnönü'nün tek partici anlayıştan vazgeçmesi... dış politikada yalnız kalma riskinin zorlaması sonucu gerçekleşmiştir’’ tespitini yapmıştır. Değişen dünya koşullarına göre uyarlanan cumhuriyet, çok partili hayat ile birlikte ‘’demokrat’’ olmaya da başlamıştır. Bu dönemin temel aktörü merkezde bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve DP’dir.

Türkiye Cumhuriyeti demokrasisinde, 1960 askeri darbesi sonrası döneminde ise ‘’Yeşil kuşak’ ‘projeleri, Gladyo çalışmaları sonucu parti yelpazesi genişletilmiş Milli Selamet Partisi (MSP) ve Milliyetçi Hareket........

© basnews