Yapay Zekâ insanda sonsuz yaşamın anahtarı mı?

Değerli okuyucularım, son bir yılın bilimsel gelişmelerine baktığımızda tıpkı bir bilim kurgu filmin sahnelerini andıran gelişmeler yaşanıyor. İnsanlık olarak son 12 ayda, insanlık tarihindeki önceki 50 yılın toplamına eşdeğer bir bilimsel sıçrama yaşadık. Bir yanda kişiye özel kanser aşıları, diğer yanda HIV’i neredeyse ortadan kaldıran yeni tedaviler, öte tarafta yapay zekânın genetik kodu okuyarak kişiye özel ilaç tasarlanması. Bunlar tek tek bakıldığında bile olağanüstü gelişmeler ancak peki, ne oldu da AIDS’i dize getirdik ve ölümün o soğuk nefesini ensemizden uzaklaştıracak sonsuz yaşam formüllerini konuşur hale geldik?

Hepsinin aynı zaman diliminde ortaya çıkması, insanı ister istemez tarihsel bir eşikte olduğumuz düşüncesine götürüyor. Bir nevi insanlık, biyolojinin altın çağını yaşıyor. Yapay Zekâ artık bir araç olmaktan çıktı. O artık dünyanın en zeki, en hızlı ve hiç yorulmayan Baş Araştırmacısı haline gelmiş vaziyette. Eskiden bir molekülün kanser hücresi üzerindeki etkisini test etmek laboratuvarda yıllar hatta bazen on yıllar sürerken, bugün AI saniyeler içinde milyarlarca kombinasyonu simüle edebiliyor. İşte bu yüzden her sabah uyandığımızda, sanki başka bir yüzyıla gözlerimizi açıyormuşuz gibi hissediyoruz. Artık her buluş insanlık için eskisinden daha yakın.

TERZİ İŞİ TEDAVİ DÖNEMİ

Son dönemde Rusya’da geliştirilen kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşısı projeleri bunun çarpıcı bir örneği. Bu aşıların temel mantığı son derece radikal. Her kanser genetik olarak farklıdır, o hâlde her hastanın tedavisi de farklı olmalıdır. Tümörün DNA’sı analiz ediliyor, sadece o tümöre özgü mutasyonlar belirleniyor ve ardından bağışıklık sistemine bu hedefleri tanıtan bir aşı hazırlanıyor. Yani artık kanser ilacı diye genel bir tedaviden değil, belirli bir hastanın akciğer tümörü için özel olarak tasarlanmış moleküler anahtarlardan söz ediyoruz. Bu, tıbbın seri üretimden çıkıp tıpkı terzi işi kişiye özel tedaviye geçmesi anlamına geliyor.

HIV (AIDS) alanındaki gelişmeler de aynı derecede çarpıcı. Bir zamanlar ölüm fermanı gibi görülen bu virüs için artık yılda iki enjeksiyonla yüzde 99’un üzerinde koruma sağlayan tedaviler geliştirildi. Bu, tıp tarihinde çok nadir görülen bir başarıdır. Çünkü HIV, bağışıklık sisteminin içine saklanan ve kendini sürekli değiştiren........

© Aydınlık