Robin Hood efsanesinin sonu

Orta Çağ’ın “zenginlerden alıp yoksullara veren” efsanevi İngiliz kahramanı Robin Hood sinema tarihinde sayısız kez karşımıza getirildi. 1922’de sessiz sinema tarihinin en önemli macera filmlerinden biri olan “Robin Hood”da Douglas Fairbanks tarafından canlandırılan meşhur sosyal haydut, 1938’de “Robin Hood’un Maceraları”nda Errol Flynn’ın yorumuyla hayat bulmuştu. Kevin Costner “Robin Hood: Hırsızlar Prensi”nde (1991), Russell Crowe “Robin Hood”da (2010) Sherwood Ormanı asisinin kılığına büründüler. Şimdi aynı rolde Hugh Jackman’ı izliyoruz ama bu kez bambaşka bir yapıda, “efsanenin sonu” diyebileceğimiz öyküsüyle çok farklı bir Robin Hood macerası söz konusu.

SUÇLULUK DUYGUSU DÖKÜMÜ

Sessiz sinema döneminden bu yana sinemasal bir evrim geçiren Robin Hood efsanesi, yönetmen Michael Sarnoski’nin elinde bu kez varoluşçu sularda gezinen, nihilizme göz kırpan, melankolik diyebileceğimiz bir tona bürünmüş durumda. “Robin Hood’un Ölümü”, seyirciye bir kahramanlık destanı sunmak yerine ömrünün sonuna yaklaşmış, yalnız kalmış, yaralı ve yıkkın bir adamın vicdan muhasebesini anlatmayı tercih ediyor. Karşımızda ne Robin Hood’un........

© Aydınlık