Devlet hizmet anlayışında temizlik
Gülistan Doku cinayeti Türkiye’de önemli bir gelişmeyi tetikleyebilir.
Bir temizlik.
Siyasi ve toplumsal alanda… ama hepsinden önemlisi de…
1950’lerden bu yana emperyalist kültürün içimize daha çok, daha çok sızmasıyla içten içe kirlenmeye başlayan devlet hizmet anlayışında bir temizlik…
Cesur bir kadın başsavcının girişimiyle başladı.
Aradan yıllar geçmiş, üstü kapanmış gitmiş demedi.
Bir soru işareti üzerine gitti.
Bürokrasinin ast-üst ilişkisi çerçevesinden belki de istenmeden “organize” bir eylem var.
HAYIR DERSEM İŞİMDEN OLUR MUYUM
Öyle ya… ya hayır dersem, beni işten atarsa amirim… diye korku dağ başını bile sarmışsa… Amirin iki dudağının arasına bağlı olursa kaderiniz… sistem liyakata göre değil de… yukarıdan aşağı böyle iki dudak arası mesafeye göre işlerse… ya da ne yapalım herkes yapıyor… zaten en tepedeki başkan öyle demedi mi… benim memurum işini bilir demedi mi…
Salla baş!
Nasıl olsa yukarıdan aşağı suç olduğu biliniyor.
Ben, o dedi yaptım.
Ortaya çıkması zor.
Vicdan??
Körelt!
Bir ben mi aptalım.
…
İKİ BAKANLIĞIMIZ ÜZERİNE GİDİYOR
İki Bakanlığımız birden üzerine gidiyor şimdi.
Hem Adalet Bakanlığı hem İçişleri Bakanlığı!
Tek tek sayısını verdiler.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik kurumsal kapasiteyi en üst seviyeye çıkardıklarını söyledi. 75 ilde 638 dosya ve 693 maktule ilişkin kapsamlı inceleme süreci başlatılmış.
Bir temizlik.
Bir cesaret!
Örtü kaldırılınca altından kirlilikler çıkacak mı…........
