ABD’nin derdi büyük daha da büyüyecek gibi…

Sonunda ABD yenilgiyi kabul etti.

Anlaşmaya varıldı.

Elektronik ortamda imzalandı.

Cuma günü İsviçre’de resmen imzalanması bekleniyor.

Biz yazıyı yazdığımızda (17 Haziran, 08.32) henüz resmi metin açıklanmadı.

Cumhuriyetçi milletvekillerinin çok huzursuz, bazı önde gelen “muhafazakâr” yorumcuların öfkeli olduğu, anlaşmayı görme talebi reddedilen Netanyahu’nun bunu olağanüstü ve yakışıksız bulduğu söyleniyor…

Demokratlar ve liberaller işi oluruna bırakmışlar, “Trump’ın pervasız ve gereksiz bir savaşa sürüklendiği ve şimdi bu savaştan kurtulmak için neredeyse her bedeli ödemeye hazır olduğu” görüşündeler.

Trump’ın sağı solu belli olmaz… vazgeçebilir mi… artık hiç ihtimal verilmiyor… çünkü daha sürdürülebilecek güç kalmadı. Daha doğrusu zararın neresinden bir an önce dönülebilir o hesaplanıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması savaşın kaderini kuşkusuz önemli ölçüde etkiledi. İran’ın bu konuda askerî, siyasî ve haklı kararlı vatansever tutumu belirleyici oldu.

Dostunu ve düşmanını ayırt etmek ne kadar tayin edici!

Sırtınızı sağlam yere dayamak ne kadar önemli!

Koca ABD! Bir TV programında aynı zamanda siyasetçi bir gazeteci dostumuzla nasıl şiddetli tartışmıştık.

“İran 24 saat dayanamaz, neyine güveniyor!” demişti.

Elbette elin İngilizinin tefecilerine, Gladyocuların NATO’suna, çöküş çatırtıları her yanı saran ABD-AB emperyalistlerine güvenirseniz sırtınız buz gibi soğukta kalır.

ABD’nin kendi sorunları başından aşmış.

Ne ekonomisinin ne de geniş ABD orta sınıfının bile, biz de ne zamandır yazıyor ve aktarıyoruz bu enflasyonist baskıya direnebilmesi çok zor. Diptekiler zaten patlamaya hazır, iyice dibe itiliyor. Tepedekiler tepe yapıyor.

Ara çok açılıyor.

Bu basit “seçimler var” gerekçesini bile çoktan aştı.

Bütün kurumlardan “tehlike” feryatları ve uyarıları yükseliyor.

Onlar için İran’ın “uranyumu zengileştirip zenginleştirmemesi” artık arabalarına koydukları benzin fiyatları ve yaşam maliyetleri kadar ilgilendirmiyor.

Bu arada Trump büyük bir haber verirmiş gibi pazartesi günü (16 Haziran) sosyal medya hesabından İran’ın mutabakat kapsamında “asla nükleer silah arayışında olmayacağına dair anlaşmaya vardığını” yazdı. Orada burada da nutuklarda atıp duruyor…

E, zaten İran başından itibaren bunu otuz kez böyle bir “arayışının” olmadığını söylemişti.

Onu bırakın, diline doladığı ve sonlandırmakla övündüğü ve sonlandırmakla övündüğü adına da “Obama anlaşması” dediği var ya…

BM Güvenlik Konseyi Daimi üyeleri (Çin, Fransa, Rusya, İngiltere ve ABD), Almanya (AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi) ve İran İslâm Cumhuriyeti’nin katılımıyla 14 Temmuz 2015’te Viyana’da imzalanmıştı.

Orada zaten ta o zaman İran’ın nükleer programının yalnızca barışçıl amaçlı olması konusunda Ortak Kapsamlı Eylem Planı kapsamında anlaşmaya varılmıştı.

Ne oldu?

Elde var sıfır.

Üstelik o anlaşma, “İran’ın hiçbir koşulda nükleer silah arayışına girmeyeceği, geliştirmeyeceği veya edinmeyeceği” yönünde kısıtlamalar da içeriyordu.

O da kalkmış oldu.

İran’ın Hamas ve Hizbullah gibi bölgedeki grupları........

© Aydınlık