Sanat sezgisel midir?
Çeşitli dallarla var olan sanat, sadece estetik bir deneyim sunmakla kalmaz, aynı zamanda insanın iç dünyasını, duygularını ve bilinçaltını dışa vurur. Eser aracılığıyla bu dışavurumda sezgi de önemli bir unsurdur. Sezgi, mantığın ve aklın ötesinde, anlık bir kavrayış, içsel bir bilgi ve duygusal bir öngörü olarak tanımlanabilir. Sezgi, rasyonel düşünceden farklı olarak, ani bir aydınlanma veya içgörü şeklinde ortaya çıkabilir. Bu açıdan sanat ve sezgi arasındaki ilişki, derin ve karşılıklı besleyici bir bağdır. Sanat, sezgiyi somutlaştırırken, sezgi de sanatın eserlerle var olmasını sağlar. Bu ilişki, yaratıcılığın temelinde yatan gizemli mekanizma olarak düşünülebilir. Bu makalede sanat ve sezginin bu karşılıklı etkileşimini iki temel açıdan sundum: Sanat yaratımı ve sanat alıcısı açılarından sezgi.
YARATIM SÜRECİNDE SEZGİ
Sanatçının yaratım süreci büyük ölçüde sezgiye dayanır. Ressam tuval karşısında durduğunda, mantıklı bir plan yerine içinden gelen bir dürtüyle fırçayı hareket ettirebilir. Renklerin ve formların spontane bir şekilde bir araya gelmesi, sezgisel bir akışın ürünüdür. Heykelde ise sanatçı, malzemenin dokusunu ve hacmini hissederek içgüdüsel hareketlerle şekillendirebilir. Yani mantıksal hesaplamadan ziyâde........
